En Çok Okunanlar

En popüler atasözleri ve deyimler

En Çok Okunan Deyimler

(birini) gır gıra almak (getirmek)

alaya almak: 'Baskına dikkat et diye emir yayımlamıştı da gır gıra aldık adamı.' -A. İlhan.

106 görüntülenme

dudağını (dudaklarını) ısırmak

yakışıksız bir durum karşısında şaşmak: 'Koca Ali bu kararı duyunca ömründe ilk defa olarak sarardı. Dudaklarını ısırdı.' -Ö. Seyfettin.

106 görüntülenme

taraf gözetmek

birinden yana olmak: 'Meseleyi taraf gözetmeden aksettirmek için o yazıdan da bir parça almak isterdik.' -O. V. Kanık.

106 görüntülenme

adımlarını seyrekleştirmek

hızlı yürürken yavaşlamak.

106 görüntülenme

başında paralansın

yapılan bir iyilik çok söylendiğinde o iyiliğin artık istenmediğini belirten bir söz.

106 görüntülenme

işbaşı yapmak

iş yerinde işe başlamak: 'Şimdiye kadar sabah postasının çoktan işbaşı yapması, otobüslerin biletçileriyle birlikte seferde olmaları gerekir.' -T. Dursun K.

106 görüntülenme

dünür gitmek

evlenecek kimse için kız istemeye gitmek: 'Dayısı, amcası dâhil, obadan, oymaktan kimse dünür gitmeye gönüllü değildir.' -T. Buğra.

106 görüntülenme

(birini) haraca kesmek

zorbalıkla para koparmak veya çıkar sağlamak.

106 görüntülenme

(birinin) pasaportunu eline vermek

kovmak, işten atmak.

106 görüntülenme

çarpıntısı tutmak

heyecan, korku veya üzüntüden çarpıntı nöbeti gelmek.

106 görüntülenme

mantar gibi (yerden) bitmek

birdenbire veya kendiliğinden ortaya çıkmak.

106 görüntülenme

sülük vurmak

tedavi amacıyla sülük yapıştırmak.

106 görüntülenme

vazife etmek

görev bilmek.

106 görüntülenme

bir iki derken

az olmakla birlikte.

106 görüntülenme

gövdeye atmak (indirmek)

tkz. oburca yemek: 'Bir tepsi baklavayı gövdeye indirdikten sonra...' -T. Buğra.

106 görüntülenme

çarşaf kadar

pek büyük, çok geniş: 'Çarşaf kadar bir kâğıda künyemi yazmışlar.' -R. H. Karay.

106 görüntülenme

haddini bilmek

kendi değer ve yeteneğini olduğundan üstün görmemek: 'Kişi haddini bilmeli de kendine yakışacak sevdalara düşmeli.' -N. Ataç.

106 görüntülenme

kalbi dayanmamak

1) aşırı heyecan, üzüntü, yorgunluk veya herhangi bir hastalık yüzünden kalbi durmak, ölmek; 2) yüreği dayanmamak.

106 görüntülenme

vazifesi mi?

umurunda değil: Biz burada beklemişiz, onun vazifesi mi?

106 görüntülenme

sınavda bırakmak

sınavda başarısız saymak.

106 görüntülenme

yeridir

'layıktır, uygundur, münasiptir' anlamında kullanılan bir söz.

106 görüntülenme

maraza aramak

çekişmek, olay çıkarmak için bahane aramak: 'İkinci yarıda herkesin dili bir karış dışarı çıktığı, maraza aradığı, çamurlaştığı zaman, seninki, oyuna yeni girmiş gibi terütaze koşar durur.' -H. Taner.

106 görüntülenme

göz ardı etmek

gereken önemi vermemek: 'Kocakarı yöntemlerine inanmayı göz ardı ettiğini söyleyemezdim.' -A. Kulin.

106 görüntülenme

hazırda olmak

yararlanılabilecek bir durumda, el altında olmak.

106 görüntülenme

tozu dumana katmak

1) ortalığı altüst etmek: 'Uzaktaki yoldan açık bir otomobilin tozu dumana katarak kasabaya geldiği görüldü.' -H. Taner. 2) toz kaldırarak hızla gitmek veya kaçmak: 'Aliş tozu dumana katarak kulübeye seğirtirken o da arkadaşlarının birini aramaya çıktı.' -Halikarnas Balıkçısı.

106 görüntülenme

buzlar çözülmek

1) buzlar erimeye ve kırılmaya başlamak; 2) mec. aradaki soğukluk, dargınlık, gerginlik ortadan kalkmak.

106 görüntülenme

emdiği (helal) süt haram olmak

herhangi bir isteğinin yapılmamasından sonra ilenmek: 'Altı mikrobun canını daha cehenneme göndermeden gidersem emdiğim helal süt haram olmaz mı?' -H. Taner.

106 görüntülenme

hazırlıklı olmak (bulunmak)

hazırlanmış olmak: 'Bir umuttur yok olmaya karşı az çok hazırlıklı olmak.' -B. Necatigil.

106 görüntülenme

mars etmek

1) tavla oyununda karşısındakine hiçbir pul toplamaya fırsat vermeden kendi pullarını toplayıp oyunu kazanmak: 'İkinci oyunda beni mars etti, mantığımı ya da mantıksızlığımı kavramıştı çünkü.' -T. Uyar. 2) tkz. karşısındakini söz söyleyemeyecek duruma getirmek.

106 görüntülenme

sır vermek (sızdırmak)

bir sırrı açığa vurmak, başkasına söylemek: 'Mustafa dışarı sır sızdırmıyordu lakin üzüntüden de eriyordu.' -R. H. Karay.

106 görüntülenme