En Çok Okunanlar

En popüler atasözleri ve deyimler

En Çok Okunan Deyimler

paçaları sıvamak

kolları sıvamak: 'Paçaları sıvadı, bir beygir kiralayıp köy köy dolaştı.' -E. E. Talu.

106 görüntülenme

zenneye çıkmak

tiy. orta oyununda erkek oyuncu, kadın rolüne çıkmak.

106 görüntülenme

vites küçültmek

1) aracın hızını azaltmak için daha düşük vitese geçmek; 2) mec. işleri yavaşlatmak.

106 görüntülenme

barut kokusu gelmek

savaş tehlikesi sezilmek.

105 görüntülenme

(birine) fikir danışmak

bilgi edinmek için bir yetkiliden bilgi almak.

105 görüntülenme

nişan almak

1) bir hedefi vurmak için ateşli silahlara gerekli doğrultuyu vermek, gezlemek: 'Tabancasını kılıfından çıkarmış ve nişan almak üzereydi.' -A. Gündüz. 2) kendisine nişan verilmek: 'Doktor, Türk ordusunda çalıştığını, üniformamızı taşıdığını, nişan aldığını, övünerek anlattı.' -R. H. Karay.

105 görüntülenme

dipsiz kile, boş ambar

para, mal tutmayanın durumunu veya bir iş için boş yere uğraşıldığını anlatan bir söz: 'Politika ne nankör bir meslek, ne dipsiz kile, boş ambar imiş.' -R. H. Karay.

105 görüntülenme

gururuna ağır gelmek

kişiliğine zor gelmek, büyüklüğünün zedelendiğini düşünmek.

105 görüntülenme

inadım inat olmak

söylediğinden veya yaptığından vazgeçmemek, çok direnmek.

105 görüntülenme

yanılgıya düşmek

bilmeden bir yanlışlık yapmak: 'Eski bakan bir yanılgıya düşmüştü.' -Ç. Altan.

105 görüntülenme

suretine girmek

bir şeyin görünüşüne, biçimine benzemek.

105 görüntülenme

gururunu okşamak

yüzüne karşı değerlerini belirterek bir kimseyi duygulandırmak: 'Genç, güzel bir kızın kendisinden hoşlandığını görmek, gururunu okşuyor.' -N. Cumalı.

105 görüntülenme

nohut oda, bakla sofa

bir evin küçüklüğünü ve darlığını anlatmak için söylenen bir söz: 'Nohut oda, bakla sofa, bizim de evimiz olacak diye mırıldandı.' -H. Taner.

105 görüntülenme

taban yapmak

ekon. fiyat, en aşağı duruma düşmek.

105 görüntülenme

inanılır gibi (şey) değil

çok şaşırılan, hayret edilen veya hayranlık duyulan bir olayla karşılaşıldığında söylenen bir söz: 'O şaşırtıcı yükselişten sonra düştüğü bu durum inanılır şey değil.' -C. Külebi.

105 görüntülenme

söz atmak

1) birine dokunacak bir sözü ortalığa söylermiş gibi söylemek, sözle takılmak, laf atmak: 'Numaralar okunuyor, görüşüyoruz, gruplardan gruplara sözler atıyoruz, şakalar ediyoruz, ne hoş eğleniyoruz.' -R. H. Karay. 2) birine sözle sarkıntılık etmek: 'Sarhoşlar söz atıyor.' -H. E. Adıvar.

105 görüntülenme

yanına bırakmamak (koymamak)

cezasız bırakmamak, öç almak: 'Böylece yaptıklarını yanlarına bırakmamış olacağım, insanlar neden öldürüldüğümüzü anlayacaklar.' -A. Ümit.

105 görüntülenme

cereyan çarpmak

elektrik akımına tutulup etkisinde kalmak.

105 görüntülenme

meyve almak

1) ürün elde etmek; 2) mec. yarar elde etmek.

105 görüntülenme

tepetakla gitmek (yuvarlanmak)

hızlı bir biçimde toplumsal ve ekonomik durumu bozulmak.

105 görüntülenme

zevkine bakmak

yalnız kendi eğlencesini düşünmek: 'Terfi ümidinde olmadıklarından resmî işlere ehemmiyet vermezler, zevklerine bakarlardı.' -R. H. Karay.

105 görüntülenme

baskıda kalmak

yağmur yağdıktan sonra toprağın üst kısmı sertleşerek tohumlar fidelenip toprak üstüne çıkamamak.

105 görüntülenme

not almak

1) biri konuşurken onun söylediklerini yazmak: 'Not alıyorum, Türkçeye mısra mısra hemen tercüme ediyorum.' -R. H. Karay. 2) bir şeyi başlıca noktalarını özetleyerek yazmak; 3) öğrenci, iyi veya kötü numara, derece almak; 4) mec. bir şeyin niteliğiyle ilgili bir karar verilmek.

105 görüntülenme

tabanları yağlamak

alay 1) uzak bir yere yayan gitmeye hazırlanmak; 2) hızlıca koşmak, kaçmak: 'En iyisi, çantayı da tabancayı da atıp tabanları yağlamaktı.' -T. Buğra.

105 görüntülenme

baskın yapmak

1) suç işlendiği veya suçluların bulunduğu sanılan bir yere ansızın girmek; 2) düşmana ansızın saldırmak; 3) mec. ansızın konuk gelmek: 'Behçet'e bu evin merdiven altındaki bakla gibi odasında baskın yaparlar.' -S. Birsel.

105 görüntülenme

hükümsüz kılmak

yürürlükten kaldırmak, iptal etmek.

105 görüntülenme

atını sağlam kazığa bağlamak

eşeğini sağlam kazığa bağlamak.

105 görüntülenme

dişine vurmak

1) ısırmak, dişlemek; 2) mec. değerini anlamak için kontrol etmek: 'Kelimeyi dişimize vurmuşuz, beğenmişiz, saklamışız. Benimsemişiz.' -B. R. Eyuboğlu.

105 görüntülenme

mışıl mışıl uyumak

rahat, sessiz ve derin soluk alarak uyumak.

105 görüntülenme

ümidi kırılmak

umudu kırılmak.

105 görüntülenme