En Çok Okunanlar

En popüler atasözleri ve deyimler

En Çok Okunan Deyimler

(birinin) iltiması olmak

arkası, kayırıcısı olmak.

105 görüntülenme

yara kapanmak

yara iyi olup geçmek.

105 görüntülenme

remil atmak (dökmek)

kumda birtakım çizgiler çizerek fala bakmak: 'Ondan sonra bakıcı hoca remil atsa nerede olduğumu bulamaz.' -H. R. Gürpınar.

105 görüntülenme

üstünde hakkı olmak

birinde emeği, iyiliği, hakkı bulunmak: 'Hanımının, çocuklarının üstünde bunca yıllık hakkım var diye ağlamaya başladı.' -R. N. Güntekin.

105 görüntülenme

sözünden çıkmamak

birinin isteklerine, öğütlerine, sözlerine uyarak davranmak: 'Halit Ağabey sen benim büyüğümsün, sözünden çıkmam.' -S. F. Abasıyanık.

105 görüntülenme

(birine) mum tutturmak

aşırı disiplin altına almak.

105 görüntülenme

ipe sapa gelmemek

akla yakın olmamak veya birbirini tutmamak: 'Söyledikleri zaten ipe sapa gelmez şeyler.' -A. İlhan.

105 görüntülenme

baş vermek

1) çıban olgunlaşmak; 2) buğday vb. bitkiler başak bağlamaya başlamak, başak oluşmak; 3) gemi, kayık vb.ni döndürmek, çevirmek: 'En sonunda rüzgârların istikametine baş verdi.' -S. F. Abasıyanık. 4) ortaya çıkmak, belirmek: 'Fransızlardan, neler olup bittiğini, neden müttefikler arasında bazı sorunların baş vermiş olduğunu öğrenmeleri isteniyordu.' -A. Kulin.

105 görüntülenme

ziyanı yok!

özür dileyenlere karşılık olarak bağışlandığını, olayın pek önemli olmadığını bildirmek için söylenen bir söz: 'Biraz çabuk işe girişmiş olacağız ama ziyanı yok diye düşündü.' -S. Kocagöz.

105 görüntülenme

eli ayağı tutmak

beden gücü yerinde olmak: 'Eli ayağı tutanlar, hiçbir haksızlığa razı olmamalıydı.' -Ö. Seyfettin.

105 görüntülenme

su almak

1) suyu içine çekmek: Ayakkabılarım su alıyor. 2) den. su yapmak; 3) den. gemiye içme suyu doldurmak; 4) tıp herhangi bir organdan tedavi maksadıyla su boşaltmak; 5) mec. bozukluk, yozlaşma başlamak: 'Bu güven bir yerinden su alıyorsa o gediği zamanında kapamak gerekir.' -H. Taner.

105 görüntülenme

eli aza varmamak

bir şeyi çok alma veya verme alışkanlığında olmak.

105 görüntülenme

havasını bulmak

keyiflenmek, neşelenmek.

105 görüntülenme

üstüne çullanmak

saldırarak üzerine abanmak.

105 görüntülenme

mum gibi

1) dosdoğru, dimdik; 2) uslu, kıpırtısız; 3) tertemiz, düzgün; 4) zayıf, sararıp solmuş.

105 görüntülenme

tevil götürmek

söz veya davranışa başka bir anlam verebilmek: 'Ne kadar inkâr etse hırsızlığı tevil götürmüyordu.' -Ö. Seyfettin.

105 görüntülenme

boyun kesmek

selam vermek için başını eğmek: 'Eli göğsünde, boyun keserek dervişçe bir selamla alçak bir sedirin ucuna ilişti.' -H. Taner.

105 görüntülenme

evirip çevirmek

iyice, istediği gibi, adamakıllı gözden geçirmek.

105 görüntülenme

ipini koparmak

başıboş kalmak.

105 görüntülenme

zor kullanmak

bir işin yapılması için her türlü baskıya başvurmak.

105 görüntülenme

başağrısı olmak

sıkıntı vermek, uğraştırmak: 'Efendim nemize lazım, sonra size başağrısı olur.' -M. Ş. Esendal.

105 görüntülenme

göğe merdiven dayamış

çok uzun boylu.

105 görüntülenme

kıç atmak

1) çifte atmak; 2) tkz. çok istemek.

105 görüntülenme

depo etmek

yığmak, biriktirmek.

105 görüntülenme

serin tutmak

sıcaktan etkilenmeden daha soğuk bir durumda bulundurmak: 'Dedelerimiz sıcakta serin tutan birtakım kürkler bulunduğunu bilirlerdi.' -R. H. Karay.

105 görüntülenme

yarım elmanın yarısı o, yarısı bu

birbirine çok benzeyenler için söylenen bir söz.

105 görüntülenme

titizlik göstermek

titizlenmek.

105 görüntülenme

akim kalmak

sonuca ulaşamamak, başarı sağlayamamak.

105 görüntülenme

eli harama uzanmak

dinî bakımdan yasaklanmış bir işe yönelmek: 'Eli ne vakit harama uzandı?' -H. Taner.

105 görüntülenme

para kırmak

çok kazanmak: 'Ayda üç yüz liradan para kırıyorsun, halis muhlis burjuvasın.' -P. Safa.

105 görüntülenme