En Çok Okunanlar

En popüler atasözleri ve deyimler

En Çok Okunan Deyimler

kulağına fısıldamak

çok alçak ve hafif bir ses tonuyla kulağına eğilip bir şeyler söylemek: 'Evet biliyorum, bunlar kulağına fısıldadılar değil mi?' -A. Ağaoğlu.

105 görüntülenme

yasa çıkarmak (yapmak, koymak)

bir yasa önerisi, yasama gücü tarafından onaylanmak.

105 görüntülenme

(birinin) kızı kısrağı

birinin ailesindeki kızlar ve kadınlar.

105 görüntülenme

çağ dışı olmak (kalmak)

1) çağın gerektirdiği şartların gerisinde kalmak; 2) ask. yedek askerlik çağını doldurmuş olmak.

105 görüntülenme

güvence altına almak

koruma sorumluluğunu üstlenmek.

105 görüntülenme

bukalemun gibi renkten renge girmek

sürekli düşünce değiştirmek.

105 görüntülenme

mukarrer bulunmak

kararlaşmak.

105 görüntülenme

uyuz etmek

tkz. sinirlendirmek: 'Ne söyleyeceksen söyle Allah aşkına, uyuz etme insanı.' -A. İlhan.

105 görüntülenme

adam değilim

'herhangi bir durumun gerçekleşmemesi durumunda, kendisinin insan sayılamayacağı' anlamında kullanılan bir söz.

105 görüntülenme

hayata geçirmek

uygulanır duruma getirmek, canlılık kazandırmak.

105 görüntülenme

paraya sıkışmak

parasız kalmak, para sıkıntısı içinde olmak.

105 görüntülenme

fenasına gitmek

üzülmek, gücenmek, kırılmak, sinirlenmek.

105 görüntülenme

içi kağşamak

isteksiz ve gönülsüz olmak: 'Uzunca bir süredir, bir daha âşık olamayacak kadar içinin kağşadığını düşünüyordu.' -M. Mungan.

105 görüntülenme

makineli tüfek gibi

çok hızlı, birbiri ardınca: Makineli tüfek gibi konuşuyor.

105 görüntülenme

tokat aşk etmek (eylemek)

hızla vurmak: 'Sandalyeyi elinden alıp iki tokat aşk etti.' -S. F. Abasıyanık.

105 görüntülenme

dili dönmemek

1) bir sözü doğru, düzgün söylemeyi becerememek: 'Üstelik ben dilim dönmezken armağan ettiğim çiçeklerle konuşmuyor muyum?' -R. Mağden. 2) amacını iyi anlatamamak.

105 görüntülenme

içi kalkmak (kabarmak)

1) iğrenmek; 2) taşkın bir ağlama duygusu içinde bulunmak; 3) duygulanmak, heyecanlanmak.

105 görüntülenme

kafayı bulmak

sarhoş olmak: 'Samim artık iyice kafayı bulmuştu.' -H. Topuz.

105 görüntülenme

(bir şeyin) dümenini elinde tutmak

yönetmek, istediği yöne doğru götürmek: 'Başımıza gelenler, son elli yılda ekonominin dümenini elinde tutan sıfırlardan kaynaklanıyor.' -A. Boysan.

105 görüntülenme

olur a!

geniş zaman kipinden sonra gelerek belirsizlik, olasılık anlamı katan bir söz: 'Olur a! Ağası belki sılaya gitmiştir, yerine tabanı yarık biri gelmiştir, ona da mektubu emniyet edememiştir.' -S. M. Alus.

105 görüntülenme

elinden kan çıkmak

cinayet işlemek: 'Kırk kanını Allah'a affettirmeye çalışırken kazara, elinden yeni bir kan çıkmıştı.' -Ö. Seyfettin.

105 görüntülenme

pide gibi

yamyassı: Minderler pide gibi olmuş.

105 görüntülenme

kıratını ölçmek

değerini biçmek, kıymetini belirlemek: 'Yüzlerini görür görmez, aşağıdaki misafirlerinin kıratlarını ölçmüştüm.' -E. E. Talu.

105 görüntülenme

parmağının ucuyla (ucunda) çevirmek

bir işi kolayca ve ustalıkla yapabilmek.

105 görüntülenme

suratını dağıtmak

yüzüne zarar verecek biçimde dövmek.

105 görüntülenme

kime ne

'başkasını ilgilendirmez' anlamında kullanılan bir söz.

105 görüntülenme

vahamet kesbetmek

gittikçe zorlaşmak, tehlikeli ve korkulacak bir durum almak.

105 görüntülenme

çemberden dönmek

başarıya ulaşmak üzereyken olumsuz bir sonuçla karşılaşmak.

105 görüntülenme

(birinin) lokmasını dökmek

bir ölünün anısına lokma tatlısı yapıp dağıtmak.

105 görüntülenme

parmak ısırmak

büyük şaşkınlık duymak: 'Hele geçen gün o Meşincioğlu Kerim Bey'e yaptığın işe parmak ısırdım.' -R. N. Güntekin.

105 görüntülenme