En Çok Okunanlar

En popüler atasözleri ve deyimler

En Çok Okunan Deyimler

gözü (gözleri) kamaşmak

1) güçlü bir ışık sebebiyle göz bakamaz olmak: 'Güneş hiç olmadığı kadar parlaktı, gözlerim kamaştı.' -E. Işınsu. 2) mec. çok etkilenmek.

104 görüntülenme

kollarının arasına almak

kucaklamak: 'Beni kollarının arasına alıyor, saçlarımı okşuyor.' -H. Z. Uşaklıgil.

104 görüntülenme

(birine) korku vermek

korkutmak: 'Kadınlıktan, erkeklikten tiksiniyordu ve etteki sır ona korku veriyordu.' -Y. K. Karaosmanoğlu.

104 görüntülenme

posta koymak (atmak)

tkz. birini korkutmak, gözdağı vermek: 'Daha dün Kel Mahmut'u yıkayıp yağlayan yavşak bugün kalkmış ona posta koyuyor.' -R. Ilgaz.

104 görüntülenme

şeytan görsün yüzünü

sevilmeyen, görmek bile istenilmeyen kimse için söylenen bir söz.

104 görüntülenme

umuda düşmek

gerçekleşeceğine inanmak.

104 görüntülenme

(birine) öyle gelmek

sanmak, zannetmek: 'Bana öyle gelirdi ki çocuklar yalnız kışın büyürler.' -S. F. Abasıyanık.

104 görüntülenme

göresi (göreceği) gelmek

görmek isteğini duymak, özlemle görmek istemek, özlemek: 'Geçmiş günlere hasret çekmiyorum. Çocukluğumu göresim gelmedi.' -N. Hikmet.

104 görüntülenme

umudu kırılmak

bir şeyin artık gerçekleşemeyeceği inancına varmak: 'Umudu kırılınca boynu bükük, ahıra, ineği sağmaya indi.' -H. E. Adıvar.

104 görüntülenme

gözü kapalı olmak

çevresinde olup bitenin farkına varmamak, ilgisiz kalmak.

104 görüntülenme

koltukları kabarmak

kendine veya yakınlarına yapılan övgüden kıvanç duymak: 'Memnun oldu, koltukları kabardı, sevinçle gözlerimin içine baktı.' -E. İ. Benice.

104 görüntülenme

hışırı çıkmak

1) eşya, çok hırpalanıp örselenmek; 2) insan ağır işlerle uğraşıp çok yorulmak.

104 görüntülenme

sokağa (sokaklara) düşmek

1) kadın kötü yola saparak orta malı olmak; 2) bir şey çoğalıp değerini yitirmek; 3) sükûneti, huzuru evin dışında aramak: 'Babamın iğneli bakışlarından kurtulmak için o uyurken sokaklara düşerdim.' -O. Kemal.

104 görüntülenme

iskelet gibi

çok zayıf.

104 görüntülenme

benzi uçmak

yüzü sararmak: 'Benzi uçtu, dudaklarındaki gülümseme soldu.' -M. Ş. Esendal.

104 görüntülenme

hızını alamamak

1) hızla gidişini yavaşlatamamak; 2) mec. öfkesini yenememek, yatışamamak: 'Münakaşa tekrar eski hızını alamayarak biraz sonra söndü.' -R. N. Güntekin.

104 görüntülenme

pösteki saymak

içinden çıkılmaz bir iş yüklenip uğraşmak.

104 görüntülenme

çok baharın otunu yemek

hayatı dolu dolu yaşamış olmak.

104 görüntülenme

hararet kesmek (söndürmek)

susuzluğu gidermek.

104 görüntülenme

ikinci gelmek

bir yarışmada birinciden sonraki dereceyi almak.

104 görüntülenme

göz süzmek

baygın ve anlamlı bakmak: 'Göz süzüp boyun kırması, erkeği baştan çıkarmanın ilmini bilmesi fabrikaların tezgâh başlarında, soyunma odalarında konuşuldu.' -L. Tekin.

104 görüntülenme

bir şey sanmak

bir kimseyi, bir şeyi, bir yeri gerçeğinden, olduğundan başka türlü düşünerek hayal kırıklığına uğramak, değerlendirmede yanılmak: Tüccar deyince biz de onu bir şey sandık.

104 görüntülenme

dili boğazına akmak

konuşamaz olmak, sesi soluğu çıkmamak: 'Kılıcı görünce dili boğazına aktı hayranlığından.' -Y. Kemal.

104 görüntülenme

önüne bir kemik atmak

ağzına bir kemik atmak.

104 görüntülenme

sola kaymak

siyasette ve ekonomide sol eğilimli olmak.

104 görüntülenme

tekere çomak sokmak

birinin yolunda giden işini aksatan, engelleyen davranışta bulunmak: 'Neden ikide bir tekere çomak sokarlar? Neden kalkınma hamlesine bir tuğla da onlar koymazlar?' -H. Taner.

104 görüntülenme

su çekmek

1) içine su almak; 2) alçak bir yerden tulumba vb. ile su çıkarmak.

104 görüntülenme

göze girmek

davranış ve yetenekleriyle ilgi ve önem kazanmak: 'O fırsatta onu yererek göze girmeye çalışan birkaç tıynetsiz dalkavuk da elbet renk verdiler.' -A. Kabaklı.

104 görüntülenme

Allah'ın emri

kader.

104 görüntülenme

su içinde

en kötü şartlarda bile: Bu masa su içinde on bin lira eder.

104 görüntülenme