En Çok Okunanlar

En popüler atasözleri ve deyimler

En Çok Okunan Deyimler

nasır bağlamak (tutmak)

1) nasırlanmak; 2) mec. duygusuzlaşmak, duyarlığını yitirmek: O adamın kalbi nasır bağlamış.

96 görüntülenme

nasırına basmak

çıkarını engellemek: 'Tütün alıcılarının nasırına basmamak, gölgelerini bile çiğnemeden dolanıp da geçmek gerektiğini biliyordu.' -N. Cumalı.

96 görüntülenme

çıngar çıkarmak (koparmak)

gürültü, kavga çıkarmak.

96 görüntülenme

kazaya uğramak

kaza geçirmek.

96 görüntülenme

kiraya vermek

kira karşılığında vermek, icara vermek: 'Hiç olmazsa kızının okuma masraflarını çıkarmak endişesiyle yukarıdaki odalardan birini kiraya vermeyi düşünmüşlerdi.' -K. Bilbaşar.

96 görüntülenme

mecalsiz düşmek

güçsüzleşmek, takati kalmamak: 'Bir aralık kadının mecalsiz düştüğünü fark ettiler.' -R. H. Karay.

96 görüntülenme

babasının (babalarının) çiftliği

bir malı veya kuruluşu yalnızca kendi çıkarlarına araç yapanlar için kullanılan bir söz.

96 görüntülenme

sahneye koymak

tiy. tiyatro eserini veya müzikal bir oyunu, metin, oyun, yorum, dekor, müzik vb. ögeleri birbiriyle uyumlu duruma getirerek sahne için uygulamak, oynamak, sahnelemek.

96 görüntülenme

kitapta yeri olmak

din veya yasa kitaplarında bulunmak, konusu geçmek.

96 görüntülenme

çiçeği burnunda, çamuru karnında

çok taze (sebze veya meyve).

96 görüntülenme

pişirip kotarmak

bir işi sonuçlandırmak, tamamlamak.

96 görüntülenme

çiçek çıkarmak

çiçek hastalığına tutulmak: 'Küçükken çıkardığı çiçek, sabanla tarla sürer gibi çehresinin altını üstüne getirmiş.' -R. N. Güntekin.

96 görüntülenme

gözlerini bayıltmak

gözlerini yarı kapamak: 'İnleyerek, gözlerini bayıltarak nasıl düştüğünü anlatıyor.' -M. Ş. Esendal.

96 görüntülenme

kocaya kaçmak

kız ailesinin izni olmadan ve nikâhlanmadan bir erkekle kaçmak: 'Büyük kızı kocaya kaçtığı zaman küçükleri on iki dönüm tarlanın hakkından gelecek kadar yetişkindiler.' -N. Cumalı.

96 görüntülenme

menfaat gütmek

çıkarını ön planda tutmak: 'Hayatımda hiçbir zaman menfaat gütmedim, paragözlü olmadım.' -S. M. Alus.

96 görüntülenme

ölümle pençeleşmek

can çekişmek.

96 görüntülenme

alışverişi kesmek

biriyle ilgisi kalmamak.

96 görüntülenme

iki söz bir pazar

'uzun boylu pazarlık etmeden' anlamında kullanılan bir söz.

96 görüntülenme

iyi saatte olsunlar

cinler, periler: 'Yuvarlak, şen yüzlü, zaman zaman ince ve alaylı ışıldayan bir tanesi iyi saatte olsunlar ile temasta olduğu zaman şaşılaşan kara gözlü, orta yaşlı bir kadın.' -H. E. Adıvar.

96 görüntülenme

siyem siyem ağlamak

iplik iplik gözyaşı dökmek.

96 görüntülenme

uçkuruna sağlam olmak

tkz. cinsel isteklerin tutkunu olmamak, namuslu olmak.

96 görüntülenme

tedavi görmek (olmak)

iyileşmek amacıyla sağlık uygulamalarından geçmek: 'Birkaç kez alkol tedavisi gördü ama yararı olmadı.' -C. Külebi.

96 görüntülenme

hıçkırık tutmak

sürekli olarak hıçkırmak.

96 görüntülenme

saldırıya uğramak

saldırı karşısında kalmak, tecavüze uğramak.

96 görüntülenme

kelepçeye vurmak

kelepçe vurmak.

96 görüntülenme

ne olacak!

ne değeri var, önemi yok.

96 görüntülenme

boğaz durmaz

yeme içme gereksiniminin başka ihtiyaçlar gibi geri bırakılamayacağını anlatan bir söz.

96 görüntülenme

yığılıp kalmak

1) birikmek; 2) düşmek, yıkılmak.

96 görüntülenme

umut bırakmak

bir kimsede umut uyandırmak, umut vermek.

96 görüntülenme

sandık düzmek

çeyiz hazırlamak: 'İleride yine ona gönderilmek üzere bir de sandık düzmesine ne mâni vardı.' -R. N. Güntekin.

96 görüntülenme