En Çok Okunanlar

En popüler atasözleri ve deyimler

En Çok Okunan Deyimler

(biri) fena olmak

1) hasta gibi olmak, fenalaşmak: 'Bütün bu hatıraların yerini bir tek duygu, fena bir duygu, fenayım, fena oluyorum duygusu kapladı.' -P. Safa. 2) kötüleşmek; 3) çok üzülmek, bozulmak.

55 görüntülenme

umut uyanmak

umut doğmak, umut belirmek.

55 görüntülenme

(birinden) öfkesini çıkarmak (almak)

öfkeli kişi haksız yere ilgisiz birine çatmak: 'Evde önüne gelenin öfkesini kendisinden çıkarmasına alışıktı.' -N. Cumalı. 'Adamı pataklamadan bırakmazdım, pataklamadıkça öfkemi alamazdım.' -R. H. Karay.

55 görüntülenme

ateş vermek

tutuşturmak.

54 görüntülenme

kisveye bürünmek

1) herhangi bir kılığa girmek; 2) herhangi bir niteliğe, biçime girerek gerçek kimliğinden farklı bir görünüş almak: 'Bu sebeplerle bazıları eserin bu kisveye bürünmüş olarak yazıldığını kabul etmek istememektedirler.' -A. H. Çelebi.

54 görüntülenme

yanına salavatla varılmaz

1) çok pahalı olan şeyler için kullanılan bir söz; 2) kibirli, gururlu kimseler için kullanılan bir söz; 3) çok öfkeli kimseler için söylenen bir söz.

54 görüntülenme

(bir şeye) yüz tutmak

yönelmek: 'Biçare Yunus'un çoktur günahı / Hakk'ın dergâhına yüz tutmuşum ben' -Yunus Emre.

54 görüntülenme

(birine) karşı gelmek

1) başkaldırmak: 'Acaba böyle bir meraka uymak perilere karşı gelmek midir?' -H. R. Gürpınar. 2) birini karşılamak.

54 görüntülenme

(bir şeyi) ayakta tutmak

1) o şeyin sürekliliğini sağlamak: 'Meddahlar seyirciyi meraklandırmayı, ilgilerini sürekli ayakta tutmayı çok iyi bilirler.' -M. And. 2) bozulmasına, yıkılmasına, çökmesine engel olmak; 3) bir kuruluşun yaşamasını sağlamak.

54 görüntülenme

(bir şeyi birinin) başına sarmak

birine musallat etmek.

54 görüntülenme

zirveye çıkmak

en üst düzeyde ilgi çekmek, herkes tarafından konuşulur olmak.

54 görüntülenme

feda etmek

kıymak, gözden çıkarmak: 'Her şeyi feda ederek onun peşine takılmış.' -H. C. Yalçın.

54 görüntülenme

gürültü çıkmak

kavga, tartışma, karışıklık olmak: 'Bir gürültü çıkarmadan buradan gidiniz...' -H. R. Gürpınar.

54 görüntülenme

kenet etmek

kenetle birbirine bağlamak.

54 görüntülenme

makbule geçmek

çok beğenilmek, hoşa gitmek, işe yaramak: 'O vakit o kış kıyamette / Ne kadar makbule geçer tatlı' -B. Necatigil.

54 görüntülenme

büyük yemin etmek

bir şeyi yapmamak konusunda en kutsal şeyler üzerine ant içmek.

54 görüntülenme

dostlar şehit, biz gazi

alay tehlikeli işleri başkalarına bırakıp kendileri sonuçtan yararlanmak için bir kenara çekilenlerin bencilliğini anlatan bir söz.

54 görüntülenme

gün geçirmek (öldürmek)

boş şeylerle vakit geçirmek.

54 görüntülenme

(bir şeyin) künhüne varmak

bir şeyin özünü, aslını anlamak.

54 görüntülenme

siz bilirsiniz

'nasıl istersiniz öyle olsun' anlamında kullanılan bir söz.

54 görüntülenme

adı olmak

gereksiz, yersiz ünü olmak.

54 görüntülenme

elini sıcak sudan soğuk suya sokmamak

hiçbir iş yapmamak: 'Anneciğim, hayatımı kazandığımda senin elini sıcak sudan soğuk suya sokturmam.' -A. Kutlu.

54 görüntülenme

deli pösteki sayar gibi

çok karışık, çok ayrıntılı, sıkıcı bir işle uğraşma.

54 görüntülenme

sünnet olmak

sünnet edilmek.

54 görüntülenme

içi erimek

kaygı duymak, çok üzülmek.

54 görüntülenme

başını yakmak

güç bir duruma sokmak.

54 görüntülenme

(bir işte) yer almak

1) bir işi hazırlayanlar arasında bulunmak; 2) ayrılan yerde durmak, bulunmak: 'Derginizde ne tür yazılar yer alıyor?' -A. Ümit.

54 görüntülenme

(bir yerden, bir şeyden) elini ayağını (eteğini) kesmek (çekmek)

1) uğramaz olmak; 2) uğraşmamak, ilgilenmemek: 'Ben artık öyle şeylerden elimi ayağımı çektim.' -O. C. Kaygılı. 3) o şeyle ilgisini kesmek: 'Odasına kapandı, aylarca dünyadan elini eteğini çekti.' -R. H. Karay.

54 görüntülenme

yangından mal kaçırır gibi

bir işte gereksiz telaş ve ivedilik göstererek, herkesten saklamaya çalışarak.

53 görüntülenme

el ovuşturmak

1) birinin karşısında ezilip büzülmek; 2) birinin kötü duruma düşmesine içten içe sevinmek.

53 görüntülenme