En Çok Okunanlar

En popüler atasözleri ve deyimler

En Çok Okunan Deyimler

söz birliği etmek

ağız birliği etmek: 'Çocuklar sanki söz birliği etmişçesine ortadan yok olmuşlar.' -H. Taner.

52 görüntülenme

araları şekerrenk (serin) olmak

iki kişi arasında dostluk ilişkileri bozuk olmak: 'Vergi kâtibi ile de araları şekerrenk olmuştu.' -E. E. Talu.

52 görüntülenme

yere sermek

1) kötü bir duruma sokmak, yenmek: 'Sen beni yere seren darbenin ne olduğunu anlıyor musun?' -Ö. Seyfettin. 2) vurup öldürmek.

52 görüntülenme

dul kalmak

kadın veya erkeğin eşi ölmek: 'Hatice Hanım pek genç dul kalmış zengin bir hanımcağızdı.' -Ö. Seyfettin.

52 görüntülenme

çatır çatır çatlamak

1) çok çatlamak: 'Kızgın güneşe maruz bırakılmış çam fıstıkları çatır çatır çatlıyor, sapır sapır dökülüyordu.' -E. E. Talu. 2) çok kıskanmak.

52 görüntülenme

yıldızı sönmek

ününü yitirmek: 'Bu gecelerin artık benzi soluyor, talihi kararıyor, yıldızı sönüyordu.' -A. Ş. Hisar.

52 görüntülenme

(birinin) sesi soluğu çıkmamak (kesilmek)

sesi çıkmamak: 'Koskoca adam eriyiverdi sanki, sesi soluğu çıkmazdı.' -Y. Atılgan.

52 görüntülenme

emeline alet etmek

birini veya bir şeyi kendi istekleri doğrultusunda kullanmak: 'İttihat ve Terakki, ordunun genç subaylarını emellerine alet etmeyi başarmıştı.' -S. Ayverdi.

52 görüntülenme

(bir işin) hamallığını etmek (yapmak)

bir işin önemsiz fakat ağır ve yorucu yükünü taşımak: 'Yok, yok! Sizi kimse hamallık etmeye bırakmaz.' -N. F. Kısakürek.

52 görüntülenme

(bir işin) kolayına bakmak (kaçmak)

bir işi yaparken kolay ve kestirme yolu seçmek.

52 görüntülenme

göz koymak

bir kimseyi veya bir şeyi ele geçirmeyi istemek: 'Kırkyılda bir nişanlı buldum, ona da sen mi göz koydun?' -M. Ş. Esendal.

52 görüntülenme

(bir işin) sakalı bitmek

tkz. bir iş sürüncemede kalmak.

52 görüntülenme

(bir şeye) tuz biber ekmek

üzüntüyü, kusuru artıracak durum yaratmak.

52 görüntülenme

ağız ağıza vermek (konuşmak)

iki kişi birbirine pek yakın durarak başkaları işitmeyecek bir biçimde konuşmak: 'Tenha köşelerde ağız ağıza konuşurken yanlarına biri gelecek olursa hemen susuyorlardı.' -R. N. Güntekin.

52 görüntülenme

gözünü (gözlerini) (bir şeye) dikmek

dikkatle bakmak, gözünü ayırmadan bir yere veya bir kimseye bakmak: 'O sert bir tavır alıyor, gözlerini Ali Rıza Bey'in gözlerine dikerek adamcağızı büsbütün şaşırtıyordu.' -R. N. Güntekin.

52 görüntülenme

yüzünün derisi kalın

utanması, arlanması olmayan.

52 görüntülenme

(birinin) bam teline basmak (dokunmak)

en çok kızacağı şeyi yapmak veya sözü söylemek: 'Firuzan bam teline basıyor, aksi sesler çıkarıyor.' -H. E. Adıvar.

52 görüntülenme

ileri geri konuşmak (söz etmek, laflar etmek)

yersiz ve gönül kıracak biçimde konuşmak: 'Şoför yolda ileri geri konuştu.' -L. Tekin.

52 görüntülenme

dilini tutmak

sonunu düşünmeden gelişigüzel konuşmaktan sakınmak: 'Şarkta, insanın selameti dilini tutmasındadır diye bir söz vardır.' -B. Felek.

52 görüntülenme

bıçak gibi kesmek

1) çok keskin olmak; 2) birdenbire ve tamamen ortadan kaldırmak.

51 görüntülenme

yolda kalmak

kaza, doğal afet vb. sebeplerden olayı yolda ilerleyememek, gideceği yere varamamak.

51 görüntülenme

ağzıyla içmesini bilmek

sözünü, sohbetini karşıdaki kişiyi incitmeyecek bir biçimde ayarlamak.

51 görüntülenme

hatır gönül yapmak

birini tutum ve davranışlarıyla mutlu etmek.

51 görüntülenme

yoldan çıkmak

1) belli bir yol izleyen taşıtlar herhangi bir sebeple yolundan ayrılmak, gitmez olmak; 2) mec. doğru yoldan ayrılmak.

51 görüntülenme

heves etmek

bir şeye karşı istek duymak, eğilimli olmak: 'Birçoklarının bu havaya uydukları ve artık refahlarını devlet kapılarının dışında aramaya heves ettikleri zamanlardı.' -A. Ş. Hisar.

51 görüntülenme

cendereye sokmak

manevi baskı altına almak: 'Böyle sabit bir görüş tarzı, fikir ve hayali bir cendereye sokmak demektir.' -N. Hikmet.

51 görüntülenme

(birinin) geçmişlerini karıştırmak

1) birinin ölmüşlerini yermek veya onlara sövmek; 2) geçmişini araştırmak.

51 görüntülenme

boş gezenin boş kalfası

işsiz güçsüz dolaşan (kimse): 'Oraya daha çok boş gezenin boş kalfası emekliler ya da ağırbaşlı orta yaşlılar giderdi.' -H. Taner.

51 görüntülenme

(birine) hayatı cehennem etmek

büyük üzüntü ve sıkıntı vermek: 'En yakınlarından başlayarak herkese hayatı cehennem ettiği de doğrudur.' -M. Mungan.

51 görüntülenme

lâmı cimi yok

'değişmez, kesin, başka yolu yok' anlamında kullanılan bir söz: 'Lütfü'ye akordeon çaldırıyorlar, lâmı cimi yok, çalacak.' -A. İlhan.

51 görüntülenme