En Çok Okunanlar

En popüler atasözleri ve deyimler

En Çok Okunan Deyimler

boş kalmak

1) kimse oturmamak: 'Bir kayıkta boş kalan son yere atlayıp Galata'ya geçerken kafası hem umut hem de endişeyle doluydu.' -İ. O. Anar. 2) işsiz kalmak: 'Her senede üç dört ay, bahusus kışın boş kalırız.' -S. F. Abasıyanık.

51 görüntülenme

kendini sokağa (dışarı) atmak

sıkıntıdan dolayı rahatlamak amacıyla açık havaya çıkmak.

51 görüntülenme

baş aşağı etmek

tersine çevirmek.

51 görüntülenme

(birine karşı) boynu eğri olmak

herhangi bir sebeple birine karşı direnecek veya söz söyleyecek durumda olmamak.

51 görüntülenme

hüzün duymak

hüzünlü duruma gelmek, üzülmek.

51 görüntülenme

pamuk atmak

yay ve tokmakla pamuğu ditmek.

51 görüntülenme

yaprak oynamamak (kıpırdamamak)

hava rüzgârsız, çok durgun olmak.

51 görüntülenme

gün gibi açık

çok açık, çok belli.

51 görüntülenme

kafası karışmak

önceki bilgi ve düşünceleri altüst olmak: 'Esir kızı unutabilmek için kendini teşkilattaki tuhaf aletleri incelemeye verdiğinde kafası iyice karışmıştı.' -İ. O. Anar.

51 görüntülenme

baş göstermek

belirmek, ortaya çıkmak, zuhur etmek, vuku bulmak: 'Komün üyeleri arasında sorunlar baş göstermeye başladı.' -A. Ümit.

51 görüntülenme

(bir şeyi) gizli tutmak

başkalarına duyurmamak, saklamak.

51 görüntülenme

ele geçirmek

1) yakalamak: 'Hele onu bir elime geçireyim, görürsün, burnundan getireceğim.' -H. Topuz. 2) sahibi olmak: 'İstanbul'u ele geçirmek için bu muharebeye girdiklerini ilan etmekten başka bir şey yapamadılar.' -Ö. Seyfettin.

51 görüntülenme

bir araya gelmek

bir yerde toplanmak, buluşmak: 'Hep böyle bir araya gelip gülüp eğlenebilseler!' -N. Cumalı.

51 görüntülenme

(bir şeyi) hesaba almak

göz önünde bulundurmak, işini yürütürken o şeyi de düşünmek.

51 görüntülenme

damga yemek

biri kötü bir yargıya veya nitelenmeye uğramak: 'Şiirlerini bir araya toplayan bir kitap yüzünden kızıl bir damga yemiş.' -Y. Z. Ortaç.

51 görüntülenme

yumruk kadar

1) çok iri, büyük: 'Yemek yemek için kıyı kumsalına çıkmış, orada ona yumruk kadar bir örümcek musallat olmuştu.' -Halikarnas Balıkçısı. 2) küçücük: 'Yumruk kadar çocukcağızı tek başına trene oturtamaz ya...' -R. H. Karay.

51 görüntülenme

anam babam

içtenlik bildiren bir söz: Bilir miyim ben anam babam!

51 görüntülenme

açıklığa kavuşturmak

bir konu veya sorunu aydınlatmak, kapalılıktan kurtarmak, anlaşılır duruma getirmek.

51 görüntülenme

güneş doğmak

sabahleyin güneş ufuktan yükselmek.

51 görüntülenme

akıntıya (akıntıya karşı) kürek çekmek

olmayacak bir iş uğrunda boşuna çabalamak: 'Böyle akıntıya kürek çektiğine çok acıdım doğrusu.' -N. Hikmet.

51 görüntülenme

eli kalem tutmak

1) yazı yazmayı bilmek; 2) düşündüğünü güzel bir anlatımla yazmak: 'Saz sanatkârı bütün kedileri sever. Aynı zamanda eli kalem tuttuğundan sevdiği kedilerin bir bir hikâyesini yazar.' -H. Taner.

51 görüntülenme

darbe (darbeyi) yemek

1) gücü sarsılmak: 'Seniha'nın kaçışı üzerine en müthiş darbeyi yiyen kalp, Celis'in kalbi oldu.' -Y. K. Karaosmanoğlu. 2) kötü, olumsuz bir duruma maruz kalmak.

51 görüntülenme

yüksek perdeden konuşmak

1) yüksek sesle konuşmak; 2) meydan okurcasına sert konuşmak; 3) yapılması güç şeyleri gerçekleştirebilecekmiş gibi abartmalı konuşmak: 'Güya bütün memleket arkamızda imiş gibi yüksek perdeden konuşmaya başlamıştık.' -Y. K. Karaosmanoğlu.

51 görüntülenme

(bir şeyin) altını kısmak

ocağın alevini azaltmak.

51 görüntülenme

bozuntuya vermemek

bir kimsenin hoşa gitmeyen bir durumunda fark etmemiş gibi davranmak: 'Bozuntuya vermedim, yürüdüm, yanına gittim.' -Ö. Seyfettin.

51 görüntülenme

eli varmamak (gitmemek)

bir işi yapmaya gönlü razı olmamak: 'Temiz yere kolay çöp atamazsınız. Eliniz varmaz.' -H. Taner.

51 görüntülenme

oldu olacak

hiç olmazsa: 'Oldu olacak bunu makamla söyle de bari biraz eğlenelim.' -O. C. Kaygılı.

51 görüntülenme

bülbül kesilmek

bir etki veya baskı altında çokça konuşmak: 'İnsan bir garip nesnedir. Bir korku atlattıktan sonra bülbül kesilir.' -N. Hikmet.

51 görüntülenme

kılıfına uydurmak

bir durum ve tutuma, yöntemine uygun biçim vermek.

51 görüntülenme

içi dışına çıkmak

1) kusmak; 2) kusacak duruma gelmek: 'Cip hazır, dedi. İnşallah süspansiyonu iyidir yoksa yollarda içimiz dışımıza çıkacak.' -R. Erduran.

51 görüntülenme