En Çok Okunanlar

En popüler atasözleri ve deyimler

En Çok Okunan Deyimler

pupa yelken ilerlemek (gitmek...)

1) yelkenler, arkadan esen rüzgârla şişmiş olarak, tam yolla: 'Sicim gitgide boşalıyor, gemi hafif yana yatarak pupa gidiyordu.' -S. F. Abasıyanık. 2) mec. alabildiğince, hiçbir şeye bağımlı olmadan: 'Batı'da bilimsel araştırmalar, dramatik icat ve keşifler, pupa yelken ilerliyor.' -T. Halman.

51 görüntülenme

kendi kuyusunu kendi kazmak

kendine zarar verecek davranışta bulunmak.

51 görüntülenme

zayıf düşmek

1) zayıflamak: 'Ne yiyip içiyorsun? Zayıf düşmekten korkmuyor musun?' -N. F. Kısakürek. 2) mec. güçsüzleşmek: 'Fakat aldıkları yerlerin ahalisini Türkleştiremediklerinden bu büyüklük onların zayıf düşmelerine sebep olmuş.' -Ö. Seyfettin.

51 görüntülenme

borç harç etmek

sürekli borç alıp vermek: 'Hazır param var biraz, biliyorsun. Yetmezse borç harç ederim.' -N. Hikmet.

50 görüntülenme

cenaze gibi

benzi sararmış.

50 görüntülenme

laklak etmek

karşılıklı, gelişigüzel, havadan sudan konuşmak.

50 görüntülenme

basıp gitmek

birdenbire gitmek, aklına koyduğu şeyi yapmak üzere bulunduğu yerden uzaklaşmak, çekip gitmek.

50 görüntülenme

(birinin) yüreğine işlemek

yüreğe işlemek.

50 görüntülenme

kafa patlatmak

bir konu üzerinde pek çok düşünmek: 'Sen sabahtan akşama kadar rahat rahat oturuyorsun, ben kafa patlatıyorum.' -H. E. Adıvar.

50 görüntülenme

el uzatmak

1) birinden bir hakkı almaya kalkışmak: 'Ne var ki niye bizim lokmamıza el uzatırlar?' -A. İlhan. 2) yardım etmek: 'Sözü geçecek, en umulmadık bir zamanda kendine el uzatabilecek bir adam olmadığı nereden belli?' -R. N. Güntekin.

50 görüntülenme

ablukayı yarmak

kuşatılan bölgeden zor kullanarak dışarı çıkmak.

50 görüntülenme

baş aşağı düşmek

kişiliğinden kaybederek toplum içindeki durumu sarsılmak: 'Onun için hayatın bütün kanunu, bütün manası bu baş aşağı düşüşteydi.' -Y. K. Karaosmanoğlu.

50 görüntülenme

ahu gibi

çok güzel, çekici.

50 görüntülenme

aman vermemek

1) rahat bırakmamak, göz açtırmamak: 'İri sivrisinekler gece gündüz aman vermiyordu.' -N. Cumalı. 2) acımayıp öldürmek.

50 görüntülenme

(birinin) hatırı kalmak

gücenmek, kırılmak: 'Eve geldiğiniz, gittiğiniz, bir yerde rastlaştığımız zaman elimi saygıyla öpmezseniz hatırım kalır.' -N. Hikmet.

50 görüntülenme

öfkeden deliye dönmek

fazla sinirlenmek: 'Torununu gizlice tavan arasında saklamakta olduğunu öğrendiğinde öfkeden deliye dönmüştü.' -A. Kulin.

50 görüntülenme

(birine) kıç attırmak

tkz. ondan üstün olmak.

50 görüntülenme

damarı tutmak

kötü huyu, aksiliği depreşmek, inatlaşmak: 'Tutarsa onun bir damarı, yıkar adamın başına çadırı.' -O. C. Kaygılı.

50 görüntülenme

milim oynamamak

1) ölçüsüne tam olarak uygun düşmek; 2) hiç kıpırdamamak.

50 görüntülenme

damarına çekmek

soyunun özelliklerini taşımak.

50 görüntülenme

yara bere içinde olmak

vücudunda çokça yara, ezik, sıyrık, çürük bulunmak: 'Üstü başı parça parça, vücudu yara bere içinde.' -Y. K. Karaosmanoğlu.

50 görüntülenme

hava patlamak

fırtına çıkmak: 'Hava patlamışken, dalgalarla yumruk yumruğa boğuşan bir adamın yazgısını paylaştın mı?' -Z. Selimoğlu.

50 görüntülenme

ana bir, baba ayrı

anaları bir, babaları ayrı olan (kardeşler).

50 görüntülenme

ciddiye almak

inanmak, gerçek sanmak, önem vermek: 'Halkımız sanatçıyı baştan beri pek ciddiye almaz, ona bir delişmen gözüyle bakar.' -T. Uyar.

50 görüntülenme

(bir şeyi) hedef almak

1) nişan almak; 2) ulaşılmak istenen amaca göre davranmak; 3) bir kimseyi, bir yeri yıpratmak, eleştirmek amacıyla karşısına almak.

50 görüntülenme

aç susuz kalmak

1) yoksulluktan yaşayamayacak bir duruma gelmek; 2) yoksul bir duruma düşmek.

50 görüntülenme

akıl işi değil

'akla uygun değil, doğru değil' anlamında kullanılan bir söz.

50 görüntülenme

ayağı almak

hlk. halay oyunlarında ayağı tempoya uydurmak.

50 görüntülenme

(birine) sempati duymak (beslemek)

birini sevimli, cana yakın bulmak: 'Şahsıma karşı gerçek bir sempati besliyordu.' -R. H. Karay.

50 görüntülenme

işini görmek

1) görevini yapmak: 'Bu dünyaya geldi geleli elini ılıktan soğuğa vurmamış, işini hep kurnazlıkla görmüştür.' -Y. Kemal. 2) mec. dövmek; 3) argo öldürmek.

50 görüntülenme