En Çok Okunanlar

En popüler atasözleri ve deyimler

En Çok Okunan Deyimler

başa baş gelmek (kalmak)

1) eşit olmak, denk olmak; 2) berabere kalmak.

50 görüntülenme

karar kılmak

birçok şeyi deneyip birini seçmek: 'Tekrar masa başına dönmekten zevkli bir iş bulamayacağımda karar kıldım.' -F. R. Atay.

50 görüntülenme

denli densiz söz söylemek

uygunsuz, yakışıksız ve saygısız sözler söylemek.

50 görüntülenme

derde (dertlere) düşmek

1) sorunla karşılaşmak; 2) mec. hastalanmak: 'Mutlaka umarsız dertlere düştüğümü biliyor.' -M. İzgü.

50 görüntülenme

akis uyandırmak

bir konu üzerinde düşünülmesine, tartışılmasına yol açmak, ilgi veya tepki yaratmak.

50 görüntülenme

(birinin) kellesini uçurmak

kafasını keserek koparmak.

50 görüntülenme

cinleri (cin) tepesine çıkmak (binmek)

çok kızmak: 'Gidip oyunu seyretmiş. Seyretmiş ama, bütün cinleri de tepesine çıkmış, ağızlarının payını vermiş.' -N. Meriç. 'Biraz fazlaca gülsen, bir parça kısa giysen cin tepesine biniyor.' -O. Kemal.

50 görüntülenme

angarya (angaryasını) çekmek

bir işi isteksizce, hatır için yapmak zorunluluğunda olmak: 'Benim bu angaryalarımı da başka türlü kimsecikler çekmez.' -O. C. Kaygılı.

50 görüntülenme

anlam vermek

kendince bir yargıya varmak, yorumlamak.

50 görüntülenme

buz kesilmek

şaşılacak, üzülecek bir durum karşısında donakalmak.

50 görüntülenme

başı kazan gibi olmak

başında çok ağrı ve uğultulu bir sersemlik olmak: 'Başım kazan gibiydi, bir kavanoz aspirin içsem ağrımın geçeceğine ihtimal vermiyordum.' -T. Dursun K.

50 görüntülenme

kulağına kar suyu kaçırmak

dolaylı olarak duyurmak.

50 görüntülenme

davaya bakmak

açılan davayı incelemek, araştırmak ve sonuçlandırmak: 'Hiçbir mahkeme görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz.' -Anayasa.

50 görüntülenme

ayağının bağını çözmek

1) karısını boşamak; 2) sıkıntılı bir durumdan kurtulmak.

50 görüntülenme

kulağına söylemek

fısıldamak.

50 görüntülenme

(birinin) kulağını çekmek

1) ceza olarak kulağını tutup bükerek çekmek; 2) uyarmak için hafif bir ceza vermek.

50 görüntülenme

vaaz vermek

cami, mescit vb. yerlerde dinî konuşma yapmak: 'Nasrullah Camii'nde verdiği büyük siyasi vaaz bütün gönülleri fethetmişti.' -Y. Z. Ortaç.

50 görüntülenme

çırpı gibi

çok ince, çok zayıf (kol ve bacak).

50 görüntülenme

kulaklarına kadar kızarmak

çok utanmak.

50 görüntülenme

heyheyler geçirmek

büyük heyecanlar geçirmek.

50 görüntülenme

(birini) çarşamba pazarına çevirmek

özellikle yüze vurarak çok dayak atmak.

50 görüntülenme

burnunu kırmak

birini güç durumda bırakarak büyüklenmesini veya direnişini yok etmek.

50 görüntülenme

başına karalar bağlamak

çok kederlenmek.

50 görüntülenme

hacet kalmamak

gereği olmamak: 'Lakin zora hacet kalmadı.' -R. H. Karay.

50 görüntülenme

ayaklarına (ayağına) kara su (sular) inmek

çok yorulmak, güçsüz, dermansız kalmak: 'Bu şehirde akşama doğru / İçime korku / Ayaklarıma kara su iner' -B. Necatigil.

50 görüntülenme

(bir şeyin) yerini tutmak

1) bulunmayan bir nesnenin yerini almak, onu aratmamak: 'Hiçbir kahvaltı simitle çayın yerini tutamaz.' -S. F. Abasıyanık. 2) görevinden ayrılan birinin yaptığı işi yapabilmek.

50 görüntülenme

kıskıvrak yakalamak (bağlamak)

1) kurtulamayacak veya çözülemeyecek biçimde tutmak, sımsıkı tutmak: 'Gecelerden bir gece, birkaç yeniçeri onu kıskıvrak yakaladı.' -İ. O. Anar. 2) mec. tamamen etkisi altında kalmak, bir şeyle sürekli meşgul olmak: 'Amma yalnız bu olmadı, benim muhayyilemi kıskıvrak bağlayan şey, bir başka tecrübe daha ömrüm boyunca beni tesiri altında bıraktı.' -R. H. Karay.

50 görüntülenme

aralarından kara kedi geçmek

birbirinden soğumak, aralarına soğukluk girmek.

50 görüntülenme

yok etmek

1) ortadan kaldırmak, ifna etmek, izale etmek; 2) mec. varlığına son vermek: 'Kurtulmak için ya yok olmalı ya yok etmeli.' -A. İlhan.

50 görüntülenme