En Çok Okunanlar

En popüler atasözleri ve deyimler

En Çok Okunan Deyimler

affınıza sığınarak

'hoşgörünüze güvenerek' anlamında kullanılan bir nezaket sözü: 'Affınıza sığınarak malumatınızı da madamdan aldım.' -A. Ümit.

50 görüntülenme

büyük görmek (bilmek, tutmak)

kendini veya başkasını olduğundan üstün saymak, yüceltmek.

50 görüntülenme

sırası gelmişken

'fırsat düşmüşken, söz bu konudayken' anlamında kullanılan bir söz.

50 görüntülenme

verilmiş sadakası olmak

büyük bir tehlike veya kaza atlatıldığında söylenen bir söz: 'Hiç böyle okkalı enayilik ettiğin yoktu. Ne oldu sana? Gene verilmiş sadakan varmış.' -M. Ş. Esendal.

50 görüntülenme

hak (hakkını) yemek

başkalarının hakkını vermemek: 'Hem benden haber bekleyen okuyucularımın hakkını yiyor, öteki genç okuyucularımın kalbini kırıyorum.' -O. V. Kanık.

50 görüntülenme

maruz kalmak

bir olay veya bir durumla karşı karşıya olmak.

50 görüntülenme

fıtık olmak

büyük sıkıntı duymak, kahrolmak, çaresiz kalmak.

50 görüntülenme

figan etmek

bağırarak ağlamak, inlemek: 'Emrah eder düştüm dile / Bülbül figan eder güle' -Erzurumlu Emrah.

50 görüntülenme

(bir işte) parmağı olmak

bir işi olumsuz yönde etkilemek, bir işe karışmış olmak.

50 görüntülenme

ders başı etmek (yapmak)

tatil sonrası öğrenciler yeni öğretime başlamak.

50 görüntülenme

ayyuka çıkmak

1) ses yükselmek: 'Camlar çerçeveler parçalanıyor, küfürler ayyuka çıkıyordu.' -A. Ümit. 2) dedikodu herkesçe duyulmak, yayılmak: 'Rezalet ayyuka çıktı, bütün İstanbul bundan bahsediyor.' -N. F. Kısakürek.

50 görüntülenme

(bir yere) ayağı alışmak

bir yere sürekli gitmek: 'Ayağı buraya alışmasın, sonra yabancı misafirler varken de gelir, beni rezil eder.' -P. Safa.

50 görüntülenme

(bir şey) akıldan çıkmak

unutulmak.

50 görüntülenme

et tırnak olmak

sıkı aile bağı kurmak.

50 görüntülenme

düşeş atmak

1) tavlada zarlar altı altı gelmek: 'Terlikçi İhsan, üst üste iki düşeş atmakla marsı sağlamış gibiydi.' -H. Taner. 2) mec. umulmadık bir başarı kazanmak.

50 görüntülenme

ekmeğini kana doğramak

büyük bir sıkıntı ve üzüntüye katlanmak.

50 görüntülenme

hizaya gelmek

tkz. davranışlarını düzeltmek, yola gelmek: 'Ha şöyle, dedi, içinden, adam ol da biraz hizaya gel.' -H. Taner.

50 görüntülenme

dimdik ayakta durmak

yıkılmamak.

50 görüntülenme

dal budak salmak

1) karmaşık bir biçimde yayılıp genişlemek: 'Samimiyetimizin her köşesinde heybetli çınarlar gibi dal budak salmıştı.' -O. S. Orhon. 2) soy yönünden genişleyip yayılmak.

50 görüntülenme

rahata ermek

rahatlamak.

50 görüntülenme

boş çıkmak

umduğu gerçekleşmemek, sonuç vermemek: 'Ben birkaç gündür arıyorum, birkaç yerlere başvurdum, boş çıktı.' -M. Ş. Esendal.

49 görüntülenme

Ahfeş'in keçisi gibi başını sallamak

söylenen sözü anlama dan kafa sallayarak onaylamak.

49 görüntülenme

fala bakmak

fal açmak: 'Para ile fala baktığı hâlde geçim sıkıntısından kurtulamıyor.' -R. N. Güntekin.

49 görüntülenme

dişe dokunmak

işe yarar olmak, önemli olmak, yerinde ve anlamlı olmak: 'Şöyle iki dişe dokunan, ciğere işleyen söz işitsem, şöyle tatlı, basit bir nağme duysam yok mu...' -S. F. Abasıyanık.

49 görüntülenme

tabi tutmak

tabi kılmak: 'Köylü temsilleri muhtelif bakımlardan tasnife tabi tutulabilir.' -A. K. Tecer.

49 görüntülenme

dalgınlığına gelmek

dalgınlık dolayısıyla fark edememek.

49 görüntülenme

yanıt hakkı doğmak

cevap hakkı doğmak: 'Anlamamı istediler. Yanıt hakkı doğarmış, bu da gereksiz dediydim dediydin meselesine götürürmüş işi.' -N. Meriç.

49 görüntülenme

sözde kalmak

yapılacağı bildirilmiş bir iş konuşulup gerçekleşmemek.

49 görüntülenme

kum gibi

pek çok.

49 görüntülenme

rayına girmek

bir iş, bir girişim düzene sokulmak, iyi bir duruma getirilmek.

49 görüntülenme