En Çok Okunanlar

En popüler atasözleri ve deyimler

En Çok Okunan Atasözleri

keçiye can kaygısı, kasaba yağ kaygısı

bir kişi önemli bir kaybından dolayı çırpınıp kıvranırken başka bir kişi bu durumdan ne kadar çok yararlanabileceğini düşünür.

27 görüntülenme

nerede birlik, orda dirlik

aralarında duygu ve düşünce birliği bulunan topluluklar, dirlik ve düzenlik içinde yaşarlar.

27 görüntülenme

canı yanan eşek attan yüğrük olur

zarara veya kötülüğe uğrayan kimse acısını çıkarmak için aşırı çaba harcar.

27 görüntülenme

el elin nesine, gülerek gider yasına

bir kimsenin acısı, başkalarının umurunda değildir.

27 görüntülenme

zayi olan koyunun kuyruğu büyük olur

elden kaçırılan fırsat gözde büyütülür.

27 görüntülenme

ayağının bastığı yerde ot bitmez

uğradığı yere bereketsizlik, uğursuzluk getirir.

27 görüntülenme

el eliyle yılan tut, onu da yalan tut

kişi kendi işini kendisi yapmalıdır.

27 görüntülenme

zemheride sür de çalı sür

iyi verim alabilmek için üstünkörü olsa bile tarlayı zemheride sürmek gerekir.

27 görüntülenme

cefayı çekmeyen sefanın kadrini bilmez

sıkıntı çekmemiş olanlar, eriştikleri rahatlığın ve mutluluğun değerini bilemezler.

27 görüntülenme

her deliğe elini sokma, ya yılan çıkar ya çıyan

sonunu düşünmeden sana zararı dokunma olasılığı bulunan davranışlarda bulunma.

27 görüntülenme

kedi kıçına bakar da 'yaram var' dermiş

bazı insanlar hiç olmayacak bir şeyi kendisine dert edinir.

27 görüntülenme

nereye gitsen okka dört yüz dirhem

konuşulan bir gerçeğin açıklığını ve tartışma götürmezliğini anlatmak için söylenen bir söz.

27 görüntülenme

cemaat ne kadar çok olsa imam gene bildiğini okur

bir yetkili kimse, çevresindekilerin düşüncesi ne olursa olsun kendi istediğini yapmaya çalışır.

27 görüntülenme

zengin arabasını dağdan aşırır, fakir düz ovada yolunu şaşırır

zengin, para gücüyle güçlükleri yenerken yoksul, parasızlık yüzünden en kolay işi bile başaramaz.

27 görüntülenme

ceviz gölgesi yavuz gölgesi, söğüt gölgesi yiğit gölgesi

ağaçların gölgeleri bile doğal özelliklerini yansıtır, koz, yani ceviz ağacının altında insan, herkesin peşinde koştuğu bir kızın yanındaymışçasına mutluluk duyar; söğüdün gölgesi, boylu boslu bir yiğidin güvenini kazanır; dut ise altına meyvelerini döktüğü için gölgesi çıkarcıların üşüştüğü bir yerdir.

27 görüntülenme

el için ağlayan gözden olur

başkası için yapılacak fedakârlığın bir sınırı vardır.

27 görüntülenme

ağzına kira istemek

söylemesi beklenen şeyi söylemekte nazlı davranmak.

27 görüntülenme

çağrılan yere erinme, çağrılmayan yere görünme

kişi, çağrıldığı yere gitmeli, çağrılmadığı yere gitmemelidir.

27 görüntülenme

el yarası onulur, dil yarası onulmaz

silahla açılan el yarası çabukça iyi olur ama kötü sözle açılan gönül yarası kolay kolay kapanmaz.

27 görüntülenme

az kaz, uz kaz, boyunca kaz

sana yapılmasını istemediğin bir kötülüğün daha ağırını başkasına yapma.

27 görüntülenme

elde bulunan beyde bulunmaz

beylerde olmayan öyle şeyler vardır ki halkta bulunur.

27 görüntülenme

züğürtleyen bezirgân, eski defterleri yoklar

1) tüccar züğürtleyince, belki bir kimsede alacağım kalmıştır diye eski defterlerini gözden geçirir; 2) vaktiyle önemli işler yapmış olanlar, düşkünlüklerinde eski durumlarını anarak, anlatarak avunmaya çalışırlar.

27 görüntülenme

ağzına yakışmamak

söylemesi ayıp kaçmak, uygun düşmemek, yakışık almamak.

27 görüntülenme

elden vefa, zehirden şifa

zehirden şifa beklenilmeyeceği gibi yabancılardan da yardım ve iyilik beklenmez.

27 görüntülenme

aza kanaat etmeyen çoğu hiç bulamaz

büyük şeyleri elde edebilmek için önce küçük şeylerle yetinmek gerekir.

27 görüntülenme

azan kurda kızan köpek

belalı kişinin hakkından kötü kişi gelir.

27 görüntülenme

bir görüş bir kör biliş

bir kez görmekle bir şey iyice anlaşılmaz, öğrenilmez.

27 görüntülenme

on para on aslanın ağzında

para kazanmak çok güçleşti.

27 görüntülenme

biz bize benzeriz

aramızda fark yok, özelliklerimiz veya tutum ve davranışlarımız aynıdır.

27 görüntülenme

ağzından lakırtı (laf) almak (çekmek)

karşısındakini konuşturarak birtakım şeyleri öğrenmek: 'Ağzımdan lakırtı almak istiyorsun ama demeyeceğim.' -B. Felek.

27 görüntülenme

En Çok Okunan Deyimler

revan olmak

yola çıkmak.

114 görüntülenme

yumurtaya kulp takmak

bahane bulmakta usta olmak.

114 görüntülenme

baş yakmak

kötü duruma düşürmek.

114 görüntülenme

zokayı yutmak

argo aldatılıp zarara sokulmak.

114 görüntülenme

(bir şeyi) kitaba (kitabına) uydurmak

yasal olmayan bir işi hile, düzen vb. ile kanuna uygun gibi göstermek: 'Müfettiş Bey güldü ama babacan gülüşü değildi bu; tam tersine, işini kitaba uydurmuşların güveni vardı onda.' -T. Buğra.

114 görüntülenme

dar kaçmak

istemediği bir çevreden kendini dışarı atmak.

114 görüntülenme

ok yaydan (yayından) çıkmak

geri dönülemeyecek bir iş yapmak: 'Amcam, beni bir kahraman gibi müdafaaya çalıştı, çalmadığı kapı bırakmadı. Fakat ok yaydan çıkmıştı.' -R. N. Güntekin.

114 görüntülenme

(birine) silah çekmek

1) silahla vurmaya davranmak; 2) silahla vurmak.

114 görüntülenme

yuvarlanıp gitmek

1) eldeki imkânlarla geçinmek: 'Biz işte aile gibi bir şeyiz burada, büyük hanımı da kendimize uydurduk, yuvarlanıp gidiyoruz.' -R. N. Güntekin. 2) birdenbire ölmek.

114 görüntülenme

(birinin) karışanı görüşeni olmamak

işine kimse karışmamak, özgür olmak.

114 görüntülenme

(birine veya bir şeye) taş çıkarmak (çıkartmak)

biri ötekinden özellik, yetenek vb. bakımından üstün olmak: 'Zaten yol boyunca hem lezzetli hem de buzdolabına taş çıkartacak sulardan geçeceğiz.' -N. F. Kısakürek.

114 görüntülenme

havlu atmak

1) sp. çalıştırıcı, sporcusunun karşılaşmayı terk ettiğini bildirmek için ringe havlu fırlatmak; 2) başarısızlığını kabul edip mücadeleyi bırakmak, pes etmek.

114 görüntülenme

açlıktan imanı gevremek

çok acıkmak.

114 görüntülenme

daraya atmak (çıkarmak)

değer vermemek.

114 görüntülenme

iç bağlamak

iç tutmak.

114 görüntülenme

yarım kulak dinlemek

umursamadan, önem vermeden dinlemek: 'Dersleri yarım kulak dinliyor, etütlerde uzun uzun mektuplar yazıyordu.' -Ç. Altan.

114 görüntülenme

derdini dökmek

derdini, sıkıntılarını ayrıntılı olarak anlatmak, dile getirmek: 'Efendinin ona ihtiyacı en ziyade kendi derdini dökmek, kalbini boşaltmak içindi.' -Y. K. Karaosmanoğlu.

114 görüntülenme

bozuk çalmak

argo canı sıkılmış, yüzü asılmış olmak.

114 görüntülenme

üvey evlat gibi tutmak (saymak)

horlanmak, haksızlık etmek, iyi davranmamak: 'Sanatçıyı üvey evlat sayma huyumuz yine değişmedi.' -H. Taner.

114 görüntülenme

yük altına girmek

ağır bir görevi üzerine almak.

114 görüntülenme

zorunlu kılmak

mecbur etmek.

114 görüntülenme

kıl kapmak

birisine sinirlenmek, hareketlerinden rahatsız olmak.

114 görüntülenme

rol çalmak

1) oyun sırasında söz başka bir oyuncuda iken seyircinin ilgisini kendi üzerine çekmek; 2) birinin söyleyeceği sözü ondan önce söylemek.

114 görüntülenme

ayağına sıkmak

ayağına ateş ederek tehdit amacıyla gözdağı vermek.

114 görüntülenme

su yüzüne (üstüne) çıkmak

görünür olmak: 'Bilinçaltı bir baskı belki de ilk kez su üstüne çıkıyordu.' -Ç. Altan.

114 görüntülenme

(birinin) keyfini kaçırmak (bozmak)

üzmek: 'Ne istedin adamdan, dedi. Keyfini kaçırdın oruçlu oruçlu.' -H. Taner.

114 görüntülenme

don tutmak

buz tutmak, donmak.

114 görüntülenme

iskandil etmek

1) deniz derinliğini ölçmek; 2) soruşturmak, araştırmak: 'Evde kimsenin olmadığını telefonla iskandil ediyorlarmış diyor Bedri.' -O. Rifat. 3) mec. bir işin içyüzünü araştırmak, bilgi toplamak; 4) argo gözetlemek, çevreyi kollamak: 'Cevizlerin altını iskandil ederek böğürtlen yığınının gölgesine sığındı.' -O. C. Kaygılı.

114 görüntülenme

felek, kimine kavun yedirir kimine kelek

'bu dünyada kimi insanlar mutluluk içinde yaşarlar, kimileri de talihsizdirler' anlamında kullanılan bir söz.

114 görüntülenme

karılık etmek

1) evli bir kadın kocasına olan görevini yerine getirmek; 2) hkr. erkek için döneklik etmek, hile yapmak.

114 görüntülenme