En Çok Okunanlar

En popüler atasözleri ve deyimler

En Çok Okunan Atasözleri

züğürtleyen bezirgân, eski defterleri yoklar

1) tüccar züğürtleyince, belki bir kimsede alacağım kalmıştır diye eski defterlerini gözden geçirir; 2) vaktiyle önemli işler yapmış olanlar, düşkünlüklerinde eski durumlarını anarak, anlatarak avunmaya çalışırlar.

27 görüntülenme

ağzına yakışmamak

söylemesi ayıp kaçmak, uygun düşmemek, yakışık almamak.

27 görüntülenme

elden vefa, zehirden şifa

zehirden şifa beklenilmeyeceği gibi yabancılardan da yardım ve iyilik beklenmez.

27 görüntülenme

aza kanaat etmeyen çoğu hiç bulamaz

büyük şeyleri elde edebilmek için önce küçük şeylerle yetinmek gerekir.

27 görüntülenme

azan kurda kızan köpek

belalı kişinin hakkından kötü kişi gelir.

27 görüntülenme

bir görüş bir kör biliş

bir kez görmekle bir şey iyice anlaşılmaz, öğrenilmez.

27 görüntülenme

on para on aslanın ağzında

para kazanmak çok güçleşti.

27 görüntülenme

biz bize benzeriz

aramızda fark yok, özelliklerimiz veya tutum ve davranışlarımız aynıdır.

27 görüntülenme

ağzından lakırtı (laf) almak (çekmek)

karşısındakini konuşturarak birtakım şeyleri öğrenmek: 'Ağzımdan lakırtı almak istiyorsun ama demeyeceğim.' -B. Felek.

27 görüntülenme

öfke baldan tatlıdır

öfkeye kapıldığında bağırıp çağırmak insanı rahatlatır.

27 görüntülenme

akşam ise yat, sabah ise git

geceler uyku, gündüzler iş zamanıdır.

27 görüntülenme

doğru bilinmeyince eğri bilinmez

doğru ile yanlışı, iyiyle kötüyü birbirinden ayırmak için her ikisini de bilmek, tanımak gerekir.

27 görüntülenme

er oyunu üçe kadar

birinci ve ikinci denemede başarılamayan iş için son kez üçüncü deneme yapılmalıdır.

27 görüntülenme

bağın taşlısı, karının saçlısı

kadının saçlı olanı ile tarlanın taşlı olanı makbuldür.

27 görüntülenme

çocuk seversen beşikte, koca seversen döşekte

çocuğu kucağına almadan, beşikte yatarken sev; kocana karşı olan sevgini de başkalarının yanında değil, döşekte göster.

27 görüntülenme

erim er olsun da yerim çalı dibi olsun

kadının kocasının fakir olması önemli değildir, yeter ki aile sorumluluklarını yerine getirsin.

27 görüntülenme

ala keçi her vakit püsküllü oğlak doğurmaz

değerli bir şeyden her zaman istenilen verim alınmaz.

27 görüntülenme

çoğu gitti, azı kaldı

yapılmakta olan işin en önemli, en güç bölümü bitti, az ve önemsiz bölümü kaldı.

27 görüntülenme

erkek koyun kasap dükkânına yakışır

miskin erkek, yaşamaya layık değildir.

27 görüntülenme

ağzının mührü ile

oruçlu olarak.

27 görüntülenme

erkekliğin onda dokuzu kaçmaktır

tehlikeden kaçan kazançlı çıkmış.

27 görüntülenme

erken kalkan (çıkan) yol alır, er evlenen döl alır

yapacakları işe erken başlayanlar kazançlı olurlar.

27 görüntülenme

eski düşman dost olmaz

birçok nedenin birbirini izlemesiyle sürüp gelmiş olan eski düşmanlık, dostluğa dönüştürülemez.

27 görüntülenme

eskisi olmayanın yenisi (acarı) olmaz

yeni bir şey edinildiğinde eskisi hemen elden çıkarılmamalıdır.

27 görüntülenme

alışmış kursak bulamacını ister

kişi, yararlanmaya alıştığı şeyden yoksun kalmak istemez.

27 görüntülenme

eşeğe cilve yap demişler, çifte atmış

kaba ve ahmak kişinin hoşa gitsin diye söylediği sözler ve yaptığı işler, kaba ve incitici olur.

27 görüntülenme

adam sırasına geçmek (girmek)

daha önce toplumda önemli bir yeri veya özel bir değeri yokken artık kendisine önem ve değer verilmek: 'Bize yol aç, erkân göster; yollar aç bize de, biz de adam sırasına girelim.' -K. Korcan.

27 görüntülenme

iki cambaz bir ipte oynamaz

kurnazlıkta eşit olan iki kimse birbirlerini aldatamaz.

27 görüntülenme

dağ yürümezse abdal yürür

büyüklük taslayan birinde bitecek bir işimiz varsa biz onun ayağına gidip işimizi görmeliyiz.

27 görüntülenme

baş dille tartılır

kişinin aklı, söylediği sözlerle ölçülür.

27 görüntülenme

En Çok Okunan Deyimler

(birinin) keyfini kaçırmak (bozmak)

üzmek: 'Ne istedin adamdan, dedi. Keyfini kaçırdın oruçlu oruçlu.' -H. Taner.

114 görüntülenme

don tutmak

buz tutmak, donmak.

114 görüntülenme

iskandil etmek

1) deniz derinliğini ölçmek; 2) soruşturmak, araştırmak: 'Evde kimsenin olmadığını telefonla iskandil ediyorlarmış diyor Bedri.' -O. Rifat. 3) mec. bir işin içyüzünü araştırmak, bilgi toplamak; 4) argo gözetlemek, çevreyi kollamak: 'Cevizlerin altını iskandil ederek böğürtlen yığınının gölgesine sığındı.' -O. C. Kaygılı.

114 görüntülenme

felek, kimine kavun yedirir kimine kelek

'bu dünyada kimi insanlar mutluluk içinde yaşarlar, kimileri de talihsizdirler' anlamında kullanılan bir söz.

114 görüntülenme

karılık etmek

1) evli bir kadın kocasına olan görevini yerine getirmek; 2) hkr. erkek için döneklik etmek, hile yapmak.

114 görüntülenme

tırpandan geçirmek

tırpanlamak.

114 görüntülenme

(bir şeyin) davasını gütmek

sürekli olarak bir konuyu savunmak veya gündemde tutmak: 'Bütün edebiyatım, Tanin gazetesinin cumartesi sayılarında garpçılık davasını gütmekle geçiyor.' -F. R. Atay.

114 görüntülenme

(bir şeyin) delisi (olmak)

bir şeye aşırı derecede düşkün (olmak): Oyun delisi.

114 görüntülenme

kılını (bile) kıpırdatmamak (oynatmamak)

bir olay karşısında ilgisiz kalmak, en küçük bir tepki göstermemek: 'Yüzlerce Berlinli kendisini seyrediyormuş gibi kılını kıpırdatmadan resim yapardı.' -S. Birsel.

114 görüntülenme

özenip bezenmek

bir işi ayrıntılarına varıncaya değin büyük bir özenle ve titizlikle yapmak.

114 görüntülenme

mumla aramak

çok isteyerek ve özlemle aramak: 'Kısacası, böyle bir komşuyu mumla arasa bulamayacaktır.' -T. Buğra.

114 görüntülenme

cennet gibi

güzel, bakımlı (yer): 'Bu cennet gibi yerler gözümde zindan kesiliyor.' -Y. K. Karaosmanoğlu.

114 görüntülenme

karman çorman olmak

çok karışık ve düzensiz duruma gelmek: 'İşler gittikçe kızışıyor, hikâyeler gittikçe karman çorman oluyor, hangi sözü kimin söylediği belli olmuyordu.' -Y. Kemal.

114 görüntülenme

mal etmek

1) bir değer karşılığında sahip olmak: 'Sen şimdilik buna karşılık diyeceksin ki dün yüze mal ettiğin arsaları bine, bine olanları on binlere sattın.' -Y. K. Karaosmanoğlu. 2) kendi malı, eseri, buluşu gibi benimsemek veya saymak: 'Nereden, kimden almış olursak olalım, bin yıldır onu kendimize mal etmişiz, benimsemişiz.' -N. Ataç. 3) yüklemek, ait olduğunu göstermek: 'Başkalarından kazandığı iki çocuğu da bu zengin ihtiyara mal ederek mirasa sokacak.' -H. R. Gürpınar.

114 görüntülenme

üstüne yok

'bundan daha iyisi olamaz, hepsinden iyisi bu' anlamında kullanılan bir söz: 'Güner desinler, bir ev döşemiş, üstüne yok.' -A. İlhan.

114 görüntülenme

üstünü görmek

gebeyken aybaşı olmak.

114 görüntülenme

karnı zil çalmak

çok acıkmış olmak.

114 görüntülenme

yatağını ayırmak

ayrı yatakta yatmak: 'Bey, şimdi yemin edeceğim, yatağımı ayıracağım, anladın mı?' -M. Ş. Esendal.

114 görüntülenme

kin gütmek

öcünü alıncaya kadar kininden vazgeçmemek.

114 görüntülenme

başına dert açmak

kendini kötü ve zor bir duruma düşürmek: 'Giderayak başımıza yeni bir dert açmayasın!' -A. İlhan.

114 görüntülenme

dönüp geriye bakmak

eskiyi hatırlamak, geçmişi gözden geçirmek: 'Şimdi dönüp geriye baktığımda ne görüyorum? Kimi insanlar hayatımızı bir karikatüre çevirmek için ellerinden geleni yapıyorlar.' -S. Dölek.

114 görüntülenme

topa tutmak

1) üzerine topla ateş etmek: 'İngilizlerin topa tuttuğu yerlere gidip bir saat kadar muhtelif çapta birçok mermi ölçtüm.' -F. R. Atay. 2) mec. kötü eleştiri amaçlı saldırmak.

114 görüntülenme

malum ya!

'bilinen şey' anlamında kullanılan bir söz: 'Bana gücenmeyiniz hanımefendi, malum ya, elçiye zeval yoktur.' -H. R. Gürpınar.

114 görüntülenme

yüreği parça parça olmak

pek çok acımak.

114 görüntülenme

arabanın tekerine taş koymak

güçlük çıkarmak.

114 görüntülenme

kırk kapının ipini çekmek

içinde bulunduğu sorunu çözmek için kapı kapı dolaşmak, birçok yere uğramak.

114 görüntülenme

(birini) burnundan yakalamak

birini yönetimi altına almak, kaçamak bulamayacağı duruma getirmek: 'Muhasebe ile defter tutma işlerini de üzerine aldığından milleti burnundan yakalamıştı.' -T. Dursun K.

114 görüntülenme

burnundan getirmek

yaptığına pişman etmek: 'Hele onu bir elime geçireyim, görürsün, burnundan getireceğim.' -H. Topuz.

114 görüntülenme

bilek gibi

gür, kalın (saç veya akarsu).

114 görüntülenme

sıkı durmak

güçlü, dayanıklı olmak, dikkatli bulunmak.

114 görüntülenme