En Çok Okunanlar

En popüler atasözleri ve deyimler

En Çok Okunan Atasözleri

yel gibi gelen sel gibi gider

emek vermeden ele geçen para kısa zamanda çarçur olur gider.

19 görüntülenme

sabreyle işine, hayır gelsin başına

bir işi yaparken acele etmez, sabrederseniz hayırlı sonuçlara varırsınız.

19 görüntülenme

yeğniyi yel alır, ağır yerinde kalır

hoppa züppe kimseler, hiçbir yerde barınamazlar; ağırbaşlı olanları kimse tedirgin edemez.

18 görüntülenme

üvey, öz olmaz; kemha, bez olmaz

bir çocuk ne denli sevilse, ilgi görse de öz annesindeki şefkati üvey annesinde bulamaz, üvey anne öz annenin yerini dolduramaz.

18 görüntülenme

yel üfürdü, sel (su) götürdü

mal birdenbire ve sebepsiz ortadan yok oluverdi.

17 görüntülenme

kırlangıcın zararını biberciden sor

kırlangıç, bibere çok düşkün olduğundan onun ne kadar zararlı bir yaratık olduğunu ancak biberci bilir.

15 görüntülenme

En Çok Okunan Deyimler

başına iş çıkarmak

istenilmeyen veya uğraştırıcı bir işe yol açmak.

109 görüntülenme

toprağı çekmiş

sürekli olarak yaşadığı yerden kısa bir süre kalmak üzere gittiği başka bir yerde ölenler için söylenen bir söz.

109 görüntülenme

iş karıştırmak

1) fesat sokmak; 2) zararlı bir iş yapmak.

109 görüntülenme

kahve dövücünün hınk deyicisi

havan dövücünün hınk deyicisi.

109 görüntülenme

kasayı devretmek

işletmelerde nöbetleşe çalışan kasadarlar kasa mevcudunu birbirine aktarmak.

109 görüntülenme

yaygarayı basmak

bağırıp çağırmak: 'Gün geçmiyor ki evdeki kadınlardan biri, önüne bir ıslak şeker parçası düştüğünü görüp yaygarayı basmasın!' -R. N. Güntekin.

109 görüntülenme

bin dereden su getirmek

birini kandırmak için birçok sebep ileri sürmek, dil dökmek: 'Rıfat Paşa gibi terbiyeli bir zat bile bin dereden su getirir, harp siyasetimizi methederdi.' -Y. K. Karaosmanoğlu.

109 görüntülenme

burnunun direği sızlamak

maddi veya manevi çok acı duymak, çok üzülmek: 'Burnunun direği sızlaya sızlaya evini özlemektedir.' -R. N. Güntekin.

109 görüntülenme

orasına burasına

dağınık olarak, gelişigüzel bir biçimde.

109 görüntülenme

duba gibi

çok şişman.

109 görüntülenme

(birinin) parasını çekmek

para sızdırmak, birinden birtakım gerekçelerle para almak: 'Şunu yaparız, bunu yaparız diye Paşa'yı aldatmaktan ve parasını çekmekten başka bir şey yaptıkları yok.' -Y. K. Karaosmanoğlu.

109 görüntülenme

fındık kabuğunu doldurmaz

önemsiz, değersiz.

109 görüntülenme

kıskacında olmak

bir konu üzerinde iki taraftan da sıkıştırılıp sıkıntılı duruma düşmek.

109 görüntülenme

döşeğe düşmek

yatağa düşmek.

109 görüntülenme

vidoyu görmek

vidoyu kabul etmek.

109 görüntülenme

hayrını görmek

iyiliği dokunmak.

109 görüntülenme

ortada kalmak

1) yersiz kalmak, barınacak yer bulamamak; 2) güç bir durumda veya iki şey arasında kalmak: 'Bu plana göre kadın o sırada oyuncuyu da bırakmış olduğu için ortada kalacak.' -İ. Aral. 3) bir şeyi hiç kimse üzerine almamak.

109 görüntülenme

yazıklar olsun

üzüntü ve kınamanın çokluğunu anlatan bir söz: 'Yazıklar olsun, seni sevmesini bilmeyenlere; ey gamlı ülke!..' -Y. K. Karaosmanoğlu.

109 görüntülenme

haddikifayeyi bulmak

yeterince olmak.

109 görüntülenme

sürüsüne bereket!

pek çok, pek bol: Onda hısım akraba sürüsüne bereket!

109 görüntülenme

yelken dikmek

tekneye yelken takmak.

109 görüntülenme

başından aşağı kaynar sular dökülmek

üzüntülü veya kötü bir olay karşısında birdenbire büyük bir sıkıntı duymak.

109 görüntülenme

kaşı (kaşları) çatılmak

öfkelenmek, kızmak: 'Babam kaşları çatılmış, başını sallayarak izliyor bizi.' -A. Ümit.

109 görüntülenme

kısmeti bağlanmak

istediği hâlde evlenememek.

109 görüntülenme

torun tosun (torba) sahibi olmak

1) torunu olmak; 2) yaşlı olmak.

109 görüntülenme

elle tutulur tarafı olmamak

hiçbir değerli yanı olmamak.

109 görüntülenme

başından büyük işlere girişmek (kalkışmak)

gücünün üstünde olan işlere kalkışmak.

109 görüntülenme

kurşun atmak

1) silahla mermi atmak: 'Yarın, öbür gün Arap çeteleri ile sarılacaksınız, Peygamberin yeşil kubbesine kurşun atacaklar.' -F. R. Atay. 2) mec. düşmanlık etmek.

109 görüntülenme

saç ağartmak

saç sakal ağartmak.

109 görüntülenme

vaziyet almak

1) belli bir durum veya davranış biçimini benimsemek, tavır almak, tavır takınmak: 'İşgalden sonra Rumların bize karşı nasıl bir vaziyet aldıklarını da pekâlâ biliyorduk.' -Y. K. Karaosmanoğlu. 2) karşı çıkmak.

109 görüntülenme