En Çok Okunanlar

En popüler atasözleri ve deyimler

En Çok Okunan Deyimler

(birinin) tebdili şaşmak

ne yapacağını bilememek, telaşa kapılmak: 'Haydar'ın kılıcını görenin tebdili şaşar.' -Y. Kemal.

109 görüntülenme

taş attın da kolun mu yoruldu?

bir kazancın hiç yorulmadan sağlandığını anlatan bir söz.

109 görüntülenme

büyüklük satmak

gururlanıp üstünlük taslamak: 'Bir eski muallime olan annem, istese de büyüklük satamazdı, elinden gelmezdi.' -O. Kemal.

109 görüntülenme

göz kırpmamak

uyumamak.

109 görüntülenme

taş bebek gibi

çok güzel fakat genellikle soğuk ve donuk (kadın).

109 görüntülenme

elinden (bir şeyi) düşürmemek

sürekli onunla ilgilenmek: 'Kendileri sanata çok meraklılar, ellerinden hiç kitap düşürmezler.' -M. İzgü.

109 görüntülenme

akşama kalmak

iş gecikmek, bitmemek.

109 görüntülenme

iflah olmamak

1) onmamak, düzelmemek: 'Dal çürük çıktı mı otuz metreden düşen iflah olmuyor artık.' -H. Taner. 2) doğru davranışta bulunmamak.

109 görüntülenme

katkıda bulunmak

bir şeyin oluşmasına, gelişmesine veya gerçekleşmesine emek, bilgi, para vb. ile yardım etmek: 'Bu kitaba kendileri ayrımında olmasalar da pek çok insan katkıda bulundu.' -E. Atasü.

109 görüntülenme

ortaya almak

her yanını çevirmek, kuşatmak.

109 görüntülenme

vidaları gevşemek

argo kendini tutamayıp çok gülmek.

109 görüntülenme

(birini) mecbur tutmak

zorlamak, yükümlü saymak, mecbur etmek: 'Memleketin büyük menfaati, beni bu yolda harekete mecbur tutuyordu.' -Atatürk.

109 görüntülenme

kalbura dönmek

delik deşik olmak.

109 görüntülenme

katmer kaldırmak

hlk. karışıklık çıkarmak.

109 görüntülenme

ortaya atılmak

1) ileri sürülmek, herkesin bilgisine sunulmak; 2) bir kimse bir işi yapmak için kendini göstermek: 'Ve yarından itibaren kılıcım -yani kalemim- elimde ortaya atılacaktım.' -Ö. Seyfettin.

109 görüntülenme

kalburla su taşımak

verimsiz, sonuçsuz bir işle uğraşmak.

109 görüntülenme

ensesine binmek

birine bir işi yaptırmak için sürekli baskı altında bulundurmak.

109 görüntülenme

sadakatsizlik göstermek

sadakatsiz olduğunu ortaya koymak, açıklamak: 'Ama kendi hesabına sadakatsizlik göstermemişti.' -S. F. Abasıyanık.

109 görüntülenme

tilki gibi

kurnaz (kimse).

109 görüntülenme

yüreği tükenmek

bir şeyi anlatmak için çok yorulmak.

109 görüntülenme

sadede gelmek

konuyla ilgisiz sözleri bırakarak asıl konuya dönmek: 'Ne ise bunlar hep dedikodu. Sadede gelelim.' -H. E. Adıvar.

109 görüntülenme

eteklerini indirmek

argo üzerine düşen görevi yerine getirmek.

109 görüntülenme

(bir işte) aktif rol oynamak

etkili olmak.

109 görüntülenme

(bir yer) pazar yerine dönmek

kalabalıklaşmak.

109 görüntülenme

içini dökmek

1) derdini anlatmak, iç dünyasındaki duygu ve düşüncelerini bir bir anlatmak: 'Rakım güldü, bu manastır kaçkını eski gâvura içini dökmekten lezzet alıyordu.' -H. E. Adıvar. 2) ferahlamak, rahatlamak: 'Bu yazıyı niçin yazıyorum? Biraz içimi dökmek, bir parçacık olsun ferahlamak istiyorum.' -O. V. Kanık.

109 görüntülenme

(bir yer) zindan olmak

yaşanmaz, huzursuz, rahatsız, zevk alınmaz duruma gelmek: Evi ona zindan oldu.

109 görüntülenme

turşu gibi olmak

çok yorgun düşmek.

109 görüntülenme

(bir şeye) elini sürmemek

1) eliyle dokunmamak; 2) mec. hiç karışmamak, bir şey yapmamak: 'O gün akşamı böyle ettik, kimse elini işe sürmedi.' -M. İzgü. 3) mec. bir işi kendine yakıştırmayarak tenezzül etmemek; 4) mec. ilgi göstermemek.

109 görüntülenme

işin içinden çıkmak (sıyrılmak)

1) bir şeyi anlamak, bir sorunu çözümlemek: 'Ne yaparsanız yapın, yeter ki akıllıca olsun, demiş, çıkmış işin içinden!' -B. R. Eyuboğlu. 2) güç bir sorunu çözemeyince kestirip atmak; 3) bir konudan veya işten uzak durmak, kaçmak: 'O, ne emrederse ben razıyım, deyip kurnazlıkla işin içinden sıyrıldım.' -R. N. Güntekin.

109 görüntülenme

kalem oynatmak

1) yazı yazmak: 'Namık Kemal'in tek başına kalem oynattığı alanlarda başyazarlar, fıkra yazarları, sanat eleştiricileri yetişir.' -N. Cumalı. 2) bir yazıyı düzeltmek; 3) bir yazıda değişiklik yapmak.

109 görüntülenme