En Çok Okunanlar

En popüler atasözleri ve deyimler

En Çok Okunan Deyimler

formül bulmak

bir işi çözümleyecek çıkar yol bulmak, çözüm bulmak: 'O, bu nazik duruma karşı bir formül bulmuştu.' -R. N. Güntekin.

109 görüntülenme

(bir yeri) patırtıya vermek

gürültüye vermek.

109 görüntülenme

çırak çıkarmak

1) bir kimseyi beklediğinden az bir kazançla ortaklıktan uzaklaştırmak; 2) esk. cariye veya odalıkların saray, konak, köşk vb. büyük yerlerde yıllarca hizmet ettikten sonra evlenmelerine veya o yerlerden ayrılmalarına izin vermek.

109 görüntülenme

(bir yerin, bir şeyin) havasını teneffüs etmek

1) içinde hissetmek; 2) ortamı yaşamak: 'Orada insanlığın, faziletin, sevginin havasını teneffüs edeceğiz.' -O. S. Orhon.

109 görüntülenme

(bir yerin) içinden olmak

bir yerin merkezinde yaşamak veya orada doğmuş bulunmak.

109 görüntülenme

... kisvesi altında

'herhangi bir nitelikte veya biçimde' anlamında kullanılan bir söz.

109 görüntülenme

dırıltı çıkarmak (etmek)

çekişmeye yol açmak: 'Rica ederim bey, gelir gelmez ayağının tozu ile dırıltı çıkarma.' -M. Yesari.

109 görüntülenme

külçe gibi oturmak

yorgun veya bitkin bir durumda çöküvermek.

109 görüntülenme

flört etmek

karşı cinsten biriyle duygusal ilişki kurmak, çıkmak: 'Bir delikanlıyla flört edince hemen adınız dolaşmaya başlardı ortalıkta.' -A. Ümit.

109 görüntülenme

arkasını getirememek

başladığı bir işi sürdürüp sona erdirememek.

109 görüntülenme

gözlerinden okumak

düşüncelerini bakışlarından sezmek: 'Doktor, Sevim Hanım'ın içinden geçenleri gözlerinden okuyarak söze karıştığında pişman oldu.' -M. Ş. Esendal.

109 görüntülenme

iki karpuzu bir koltuğa sığdırmak

aynı anda iki işi veya görevi yapmak.

109 görüntülenme

şato gibi

büyük, görkemli (yapı).

109 görüntülenme

ağzı dili tutulmak

1) konuşamamak; 2) beklenmedik bir durum karşısında heyecanlanmak, hayranlık duymak: 'Kızları gördün, ağzın dilin tutuldu gayri.' -N. Cumalı.

109 görüntülenme

niyet çekmek

niyetçiden niyet adı verilen fal kâğıdı almak: 'Birisi niyet çeksin de biz de bir lokma bir şey yiyelim diye bekleşiyorlar.' -S. F. Abasıyanık.

109 görüntülenme

çift koşmak

hayvanları sabana, pulluğa koşmak.

109 görüntülenme

ucuz pahalı dememek

yüksek veya düşük fiyatlı olduğuna bakmamak: 'Tavşanlarını, kekliklerini ucuz pahalı demeden ilk çıkan alıcılara sattı.' -N. Cumalı.

109 görüntülenme

dünyaya kazık çakmak (kakmak)

tkz. çok uzun ömürlü olmak, çok yaşamak.

109 görüntülenme

öküz arabası gibi

çok yavaş.

109 görüntülenme

şehadette bulunmak

tanıklık etmek.

109 görüntülenme

(bir şey, birinin) ağzının kaşığı (kalıbı, lokması) olmamak

1) bir şey, bir kimsenin uğraşabileceği konulardan olmamak; 2) bir şey, bir kimsenin sözünü edemeyeceği kadar değerli olmak.

109 görüntülenme

(birine) bok yemek düşmek

kaba birinin bir işe karışmaması, burnunu sokmaması gerekir.

109 görüntülenme

(birine) diş bilemek

kötülük yapmak için fırsat beklemek, hıncını gösterir bir durum almak: 'Temiz, aydınlık, hayran ve sinsi, alaycı, diş bileyici yüzler bir arada.' -N. F. Kısakürek.

109 görüntülenme

ağzı teneke kaplı

şaka çok sıcak veya çok acı şeyleri kolaylıkla içebilen, yiyebilen (kimse).

109 görüntülenme

rehin etmek

rehin olarak vermek.

109 görüntülenme

(birinin) anasını ağlatmak

kaba bir kimseye çok eziyet etmek, çok sıkıntı çektirmek: 'Kim ona yan bakarsa kemiklerini kırar, anasını ağlatırım.' -H. E. Adıvar.

109 görüntülenme

laf çıkarmak

1) yeni bir şey söylemek, ortaya atmak: 'Şimdi unutup laf mı çıkarıyorsun?' -Ö. Seyfettin. 2) dedikodu yapmak.

109 görüntülenme

gözü doymak

çok istenen bir şeyin yeterli miktarı elde edildikten sonra daha çoğunu istememek.

109 görüntülenme

ikişer olmak

ikişer ikişer sıraya dizilmek: 'Arkadan hâkî esvaplı, ikişer olmuş rüştiye çocukları bağrışarak kaynaşıyorlardı.' -Ö. Seyfettin.

109 görüntülenme

gönlüne göre

dileğine göre, isteğine uygun olarak.

109 görüntülenme