Deyimler

Toplam 11,193 deyim bulundu. Alfabetik sıraya göre listeleniyor.

yüze vurmak

yüzüne vurmak: 'Fakat politikada kabahatleri yüze vurmak yoktu.' -N. Cumalı.

112

yüzsuyu dökmek

onurunu sarsacak kadar çok yalvarmak: 'Hâlbuki Emin Efendi, feleğin çemberlerinden geçerek, kâh kuvvetlerin önünde diz çöküp yüzsuyu dökerek, kâh zayıflara çelme vurup tuzak kurarak bu mertebeye ulaşmış.' -Y. K. Karaosmanoğlu.

105

yüzü ak olsun

'sağ olsun' anlamında kullanılan bir iyi dilek sözü.

104

yüzü asılmak

somurtmak.

110

yüzü düşmek

somurtmak.

122

yüzü gözü açılmak

1) sıkılmaz, utanmaz bir duruma gelmek; 2) toplumsal ilişkiler kurmaya, çevresini, dünyayı tanımaya başlamak.

101

yüzü gülmek

1) sevinci yüzünden belli olmak: 'Otele gidip lavabolu odayı görünce yüzüm güldü.' -F. Otyam. 2) feraha kavuşmak: Şehirlilerle köylüler arasındaki alışveriş şartları düzenlendikten sonra hepsinin yüzü gülmeye başladı. 3) temiz, tertipli duruma gelmek.

125

yüzü kalmamak

bir kimseden daha önce birçok ricada bulunduğu için yeni bir şey istemeye sıkılmak.

108

yüzü karışmak (allak bullak olmak veya alabora olmak)

can sıkıcı bir durum, yüzünden belli olmak: 'Beraberce binmiş olduğumuz bir takside birdenbire yüzü karıştı, şoföre yüksek bir sesle...' -A. Ş. Hisar.

116

yüzü kasap süngeriyle silinmiş

'utanmayan, utanması sıkılması olmayan' anlamında kullanılan bir söz.

119

yüzü kızarmak

utanmak: 'Boynundan bir kese çıkardı fakat içine bakmadan ani bir fikirle yüzü kızardı.' -H. E. Adıvar.

42

yüzü kireç gibi olmak (ağarmak)

yüzünde renk kalmamak, rengi solmak: 'Genç kadının yüzü kireç gibi ağarmıştı.' -R. N. Güntekin.

101

yüzü kireç kesilmek

yüzünde renk kalmamak: 'Bizim bacınınsa yüzü kireç kesildi.' -Halikarnas Balıkçısı.

108

yüzü sararmak

korku, üzüntü, coşku vb. sebeplerle yüzün rengi solmak: 'Gözleri büsbütün büyüdü, saçları dikildi, yüzü sarardı.' -N. Hikmet.

109

yüzü seçilmemek

açıkça tanınmamak, belli belirsiz görünmek: 'Işık arkadan geldiği için yüzü seçilmiyor.' -R. N. Güntekin.

116

yüzü sıcak olmak

çok sevilmek, hoşlanılmak: Paranın yüzü sıcaktır.

107

yüzü soğuk olmak

ürkütücü olmak: Ölümün yüzü soğuktur.

113

yüzü yazılı kalmak

kullanılmak, yenilmek için hazırlanmışken herhangi bir sebeple olduğu gibi dokunulmadan kalmak.

35

yüzüğü geriye çevirmek

evlenme sözünü geri almak, nişanı bozmak.

120

yüzük takmak

nişanlanmak.

111

yüzünden akmak

herhangi bir durum yüzünden çok belli olmak.

116

yüzünden düşen bin parça olmak

öfke veya küskünlükten ileri gelen can sıkıntısıyla suratı asık olmak: 'Ama iktisadi bunalım ayyuka çıktı maşallah, yurttaşın yüzünden düşen bin parça olacak.' -H. Taner.

122

yüzünden kan damlamak

çok sağlıklı olmak, sağlığı yüzünün renginden belli olmak.

139

yüzünden okumak

1) ezbere değil, yazılmış kâğıttan okumak; 2) herhangi bir durumu yüzünden anlamak.

103

yüzüne bakamaz olmak

utanç, yüreksizlik vb. sebeplerle bir kimsenin karşısına çıkamamak.

114

yüzüne bakılacak gibi olmak

çok çirkin olmamak.

110

yüzüne bakılır olmak

çirkin sayılmamak: 'Hem bakalım, yirmi yaşında da olsa yüzüne bakılır cinsten midir?' -R. H. Karay.

110

yüzüne bakılmaz olmak

çok çirkin olmak.

118

yüzüne bakmamak

1) önem vermemek, ilgilenmemek; 2) darılmak, gücenmek.

106