En Çok Okunanlar

En popüler atasözleri ve deyimler

En Çok Okunan Atasözleri

aşı pişiren yağ olur, gelinin yüzü ağ olur

güzel şey, iyi gereç kullanılarak meydana gelir, bundan da iş yapana övünme payı çıkar.

24 görüntülenme

yazın başı pişenin, kışın aşı pişer

1) yazın güneş altında çalışan, ailesinin kışlık ihtiyacını kazanır; 2) gençliğinde çok çalışıp varlık edinen hastalığında veya ihtiyarlığında rahat eder.

24 görüntülenme

kalaylı bakır küflenmez

temizliğini herkesin bildiği kişi ve iş lekelenemez.

24 görüntülenme

yazın çalışan, kışın gülüşür

yazın çalışan kışın rahat eder.

24 görüntülenme

kalbi yıkmak kolay, yapmak zordur

insanları kırmak ve üzmek, mutlu etmekten daha kolaydır.

24 görüntülenme

sev seni seveni, hâk ile yeksan ise; sevme seni sevmeyeni, Mısır'a sultan ise

toplumdaki yeri ne düzeyde olursa olsun, sevgi gördüğün kişiye sen de sevgiyle karşılık ver; birisi sana içinde sevgi taşımıyorsa o kişi kim olursa olsun ondan uzak dur.

24 görüntülenme

âşığın gözü kördür

kendisini aşka kaptıran kimse, sevgilisinin kusurlarını görmediği gibi çevresinde olup bitenlerle de ilgilenmez.

24 görüntülenme

yazın gölge kovan, kışın karın ovar

yazın çalışmayıp keyif ve zevk ile vakit geçiren çiftçi, nasıl kışın aç kalırsa çalışma gücü ve ortamı bulunduğu hâlde zamanını değerlendirmeyen ve geleceğini düşünmeyen kişi de çalışma olanakları kalmadığı zaman öyle perişan olur.

24 görüntülenme

aşık daima bey oturmaz

işi çoğunlukla iyi giden bir kimse, talihinin her zaman ona yâr olamayacağını bilmelidir.

24 görüntülenme

ağır taş batman döver

ağırbaşlı insan kimsenin oyuncağı olmaz, onu yıpratmaya kimsenin gücü yetmez.

24 görüntülenme

doğruluk minarede kalmış onun da içi eğri

doğru görünen nice kişiler vardır ki içyüzlerini bilenlerden nasıl düzenbaz oldukları öğrenilir.

24 görüntülenme

at arıklıkla, yiğit gariplikle

zayıf ve garipken kişiliklerini yitirmeyip görevlerini başarı ile yapanlar üstün niteliklerini o zaman belli etmiş olurlar.

24 görüntülenme

at beslenirken kız istenirken

at bakımlı olduğunda satılmalı, kız da güzelliği geçmeden evlendirilmelidir.

24 görüntülenme

borç ödenir, kira ödenmez

kiracı olmaktansa, borca girip ev sahibi olmak daha iyidir.

24 görüntülenme

dost (iyi dost) kara günde belli olur

gerçek dost üzüntülü, sıkıntılı günlerde insanı yalnız bırakmaz.

24 görüntülenme

yerine düşmeyen gelin yerine yerine, boyuna düşmeyen esvap sürüne sürüne eskir

kendine uygun bir evlilik yapamayan kız yerine yerine helak olur, boya göre dikilmemiş elbise de yerde sürünerek yıpranır gider.

24 görüntülenme

borçlu ölmez, benzi sararır

borç kişiyi öldürmez ancak hasta edecek kadar üzer.

24 görüntülenme

dumansız baca olmaz, kahırsız koca olmaz

dumanı olmayan baca olamayacağı gibi karısına sıkıntı vermeyen koca da olmaz.

24 görüntülenme

borçsuz çoban yoksul beyden yeğdir

yoksulluk ve sıkıntı içinde olup da bey adı taşımaktansa borçsuz ve sıkıntısız bir çoban olmak daha iyidir.

24 görüntülenme

hak deyince akan sular durur

bir anlaşmazlıkta adalet, tarafsızlık, hakkaniyet devreye girdiğinde kimsenin söyleyecek sözü kalmaz.

24 görüntülenme

ağızda dağılmak

genellikle hamur işi, iyi pişmiş ve lezzetli olmak.

24 görüntülenme

dünya bir, işi bin

bu dünyada insanın hatır ve hayaline gelmeyen türlü türlü durumlar ortaya çıkar.

24 görüntülenme

mescite gerek olan meyhaneye haramdır

insanın kendisine gerekli olan bir şeyi yabancıya vermesi doğru değildir.

24 görüntülenme

söz sözü açar

bir konu üzerinde konuşulurken ilgisi dolayısıyla söz başka bir konuya geçer, sohbet uzar, gider.

24 görüntülenme

karından kardeş yakın

insanın kendi yararı her şeyden önemlidir.

24 görüntülenme

dünyanın ucu uzundur

insanın yaşadıkça türlü durumlarla, çeşitli olaylarla karşılaşabileceğini anlatan bir söz.

24 görüntülenme

milletin ağzı torba değil ki büzesin (dikesin)

başkalarının söyleyeceklerine engel olamazsınız.

24 görüntülenme

düşmanın karınca ise de hor bakma

düşmanın ne kadar güçsüz olursa olsun dikkat et, uyanık ol.

24 görüntülenme

ağrısız başına kaşbastı bağlamak

'kendine gereksiz yere iş çıkarmak' anlamında kullanılan bir söz.

24 görüntülenme

düt demeye dudak gerek (ister)

bir işin gerçekleştirilebilmesi, gerekli koşulların, araçların bulunmasına bağlıdır.

24 görüntülenme

En Çok Okunan Deyimler

içine kurt düşmek

kendisine zararı dokunacak bir durum meydana geleceğinden kuşkulanmak: 'Kız geçen cuma, pazardan geç geldiğinden beri esasen içine kurt düşmüştü.' -H. E. Adıvar.

91 görüntülenme

elleri (ellerin) dert görmesin

'ellerine sağlık' anlamında kullanılan bir iyi dilek sözü: 'Havluyu geri aldığı zaman, oh rahatladım, ellerin dert görmesin, dediği duyulurdu.' -N. Cumalı.

91 görüntülenme

mürüvvetini görmek

anne ve baba çocuklarının sevinçli günlerini görerek mutluluk duymak: 'Ne kaldı şurada alnımızın akıyla ilk torunumun mürüvvetini görmeye?' -A. Ağaoğlu.

91 görüntülenme

akşamı akşam etmek

akşamın olmasını sabırsızlıkla beklemek.

91 görüntülenme

al birini, vur ötekine (birine)

hiçbiri işe yaramaz, hepsi bir ayarda.

91 görüntülenme

(bir kadın bir erkekte) gözünü açmak

kadın ilk cinsel ilişkiyi o erkekle kurmuş olmak.

91 görüntülenme

oya gibi

ince, güzel, zarif: 'Kadın fevkalade nazik ve güzel, çocuklar oya gibi idiler.' -S. F. Abasıyanık.

91 görüntülenme

çıkmaz ayın son çarşambası

şaka işin hiçbir zaman yapılmayacağını anlatan bir söz.

91 görüntülenme

aldı sazı eline

hiç kimseyi konuşturmadan konuşan kimseler için kullanılan bir söz.

91 görüntülenme

gözleri fıldır fıldır olmak

telaşlı bir biçimde bakmak: 'Pipo içer, gözleri yüzünde iki ateş böceği gibi fıldır fıldırdır.' -N. Hikmet.

91 görüntülenme

canı ağzına (boğazına) gelmek

1) büyük bir tehlike karşısında ölecekmiş gibi bir korkuya kapılmak: 'Bunlardan biri elimden kayarak ayağım üstüne şiddetle düşüverdi, az kalsın canım ağzıma gelecekti.' -Y. K. Karaosmanoğlu. 2) aşırı duygulanmak, çok heyecanlanmak: 'Bitip tükenmek bilmeyen bir tablo gibi serilip giden lale tarlası renkten renge geçtikçe herkesin canı ağzına geliyor.' -B. R. Eyuboğlu.

91 görüntülenme

eteğinden ayrılmamak

peşini bırakmamak: 'Bu ağırsamaları anlamakla beraber aldırmayan Hilmi, eteğinden ayrılmıyor, peşi sıra yürümekten vazgeçmiyordu.' -R. H. Karay.

91 görüntülenme

artist gibi

boylu boslu, güzel ve alımlı, yakışıklı (kimse).

91 görüntülenme

(bir şey birinin) zıddı olmak

bir şey birini tedirgin etmek, hoşuna gitmemek.

91 görüntülenme

askıya almak

1) altı boşalıp desteği kalmayan yapıyı dikmelerle boşlukta tutarak yıkılmaktan kurtarmak; 2) oturmuş veya batmış bir gemiyi yüzdürmek için başka teknelere asarak kaldırmak; 3) mec. bir işi zamanında yapmayıp belirsiz bir zamana bırakmak, savsaklamak.

91 görüntülenme

göz etmek

gözle işaret etmek.

91 görüntülenme

pot kırmak

yersiz ve karşısındakine dokunacak söz söylemek, gaf yapmak: 'Gri redingotlu efendi, bir pot kırdığını hemen anlamış olacak ki sözünü çevirdi.' -Y. K. Karaosmanoğlu.

91 görüntülenme

(birinde) şafak atmak

1) birden önemli bir durumla karşı karşıya olduğunu anlamak; 2) öfkelenmek: 'Kapıyı kapatınca bende şafak attı.' -B. Felek. 3) korku ve telaşa kapılmak.

91 görüntülenme

çenesi düşmek

yerli yersiz konuşup gevezelik etmek.

91 görüntülenme

günlük güneşlik görünmek

sıkıntısız, sorunsuz, huzur ortamında bulunmak.

91 görüntülenme

kaçak güreşmek

1) asıl konuya girmeksizin başka şeylerden söz etmek; 2) politikada sık sık düşünce değiştirip esas amacını gizlemek.

91 görüntülenme

uç vermek

1) çıban baş vermek; 2) bitki bitmek, sürmek; 3) mec. ortaya çıkmak: 'Orta Çağ hurafeleri ve kafası, okullarda uç verdi.' -A. Boysan. 4) mec. gelişme, büyüme başlangıcı göstermek: 'Günbegün artmada dert ile gamım / Uç verdi yaralar sıralandı gel' -Bayburtlu Zihni.

91 görüntülenme

gem vurmak

1) hayvanın ağzına gem takmak; 2) mec. her türlü taşkınlığı, isteği, hevesi vb.ni engellemek: 'Senin bütün emellerin, azgın kalbinden korktuğun, ona gem vurmak istediğin içindir.' -P. Safa.

91 görüntülenme

söküp atmak

gözden çıkarmak, kıymak, feda etmek: 'Kökü, ciğerimizin içini dolaşan bu filizi söküp atamıyoruz.' -A. Ş. Hisar.

91 görüntülenme

(bir şeye) imza atmak

imzalamak: 'Önüne bir tomar parşömen çeken ağa, yeni öğrendiği imzasını atmaya başladı.' -O. Kemal.

90 görüntülenme

uzun kulaktan haber almak

uzaktan uzağa haber almak.

90 görüntülenme

tepesi atmak

birdenbire öfkeye kapılmak, öfkelenmek: 'O sırada babalığını anımsıyordu kötü bir düşü anımsarcasına ve kızgınlıktan tepesi atıyordu.' -M. Uyguner.

90 görüntülenme

bıçak vurmak

1) bıçakla kesmek; 2) bıçaklamak.

90 görüntülenme

altından kalkamamak

1) bir işi başaramamak, becerememek, üstesinden gelememek: Bu işin altından kolay kolay kalkamaz. 2) mec. kendini savunamamak: Altından kalkamayacağı suçlamalar ileri sürdüler.

90 görüntülenme

(birine) haddini bildirmek

sert bir karşılıkla uslandırmak, yola getirmek, cezalandırmak: 'Pestil gibi yerlerde uzandığıma bakma, anam, ben şu huysuza haddini bildirirdim.' -N. Hikmet.

90 görüntülenme