En Çok Okunanlar

En popüler atasözleri ve deyimler

En Çok Okunan Deyimler

türkü tutturmak

türkü söylemek: 'Dikişine başlarken güzel bir türkü tutturmuştu.' -R. Enis.

100 görüntülenme

arkasından atmak (konuşmak)

dedikodusunu yapmak.

100 görüntülenme

iki çift laf (lakırtı veya söz) etmek

1) birkaç söz söylemek: 'O, keyfini etsin; karşılaştığı bir ahbapla iki çift lakırtı etsin de siz ne olursanız olun.' -N. Ataç. 2) bir araya gelerek sohbet etmek.

100 görüntülenme

nazara gelmek

göz değmek: 'Hele marangoz Halil'in gözünü de denemiş. Nazara gelmemek için kendi kendine okuyup üflüyor, nerede tahta görürse tak tak vuruyor.' -H. Taner.

100 görüntülenme

kambur üstüne kambur (kambur kambur üstüne)

sıkıntı ve tersliklerin üst üste geldiğini anlatan bir söz.

100 görüntülenme

kişilik kazanmak

bir kişinin öz yapısı, kişiliği belirginleşmek.

100 görüntülenme

arkasından zil takıp oynamak

birinin bir yerden ayrılmasına veya bir işte başarısızlığa uğramasına çok sevinmek.

100 görüntülenme

dış kapının mandalı

1) uzak akraba; 2) önemsiz, değersiz.

100 görüntülenme

iş ki

yeter ki: İş ki sınıfını geçsin.

100 görüntülenme

pireyi gözünden vurmak

keskin bir nişancı olmak: 'Hem o kadar nişancıdır ki pireyi gözünden vurur.' -H. R. Gürpınar.

100 görüntülenme

alıcı çıkmak

1) müşteri olmak; 2) istemek, talip olmak: 'İzmir'den gelmiş birtakım hanımlar onu kız sanıp alıcı çıktılar.' -M. Ş. Esendal.

100 görüntülenme

bekçi kalmak

koruyucu, gözcü, denetleyici olarak beklemek: 'Yıkılan o saltanatlar üzerinde bir kandil gibi artık sonsuzluğa dek bekçi kalacaktı.' -R. E. Ünaydın.

100 görüntülenme

sinirleri gevşemek (yatışmak)

sinirliyken ferahlamak, sakinleşmek.

100 görüntülenme

iyi ki

güzel bir rastlantı olarak, ne mutlu: 'İyi ki o günkü acı ile ölmemişiz.' -F. R. Atay.

100 görüntülenme

itidalini muhafaza etmek

kendini aşırılığa kaptırmamak, kendini tutmak: 'Fakat itidalinizi muhafaza etmek şartıyla haber verebilirim.' -A. Gündüz.

100 görüntülenme

tay tay durmak

emekleme döneminde, henüz yürüyemeyen çocuk ayakları üzerinde durmak.

100 görüntülenme

ham hum etmek

belirsiz, önemsiz, boş birtakım sözler söylemek.

100 görüntülenme

öğür olmak

çokça birlikte bulunmaktan çok sıkı bir alışkanlık edinmek: 'Çoluk çocuk öylesine öğür oldular ki anları dışarıdan gören pekâlâ çok nüfuslu tek bir aile sanabilirdi.' -H. Taner.

100 görüntülenme

hesaplı hareket etmek

ölçülü davranmak.

100 görüntülenme

öksürük tutmak

sürekli ve şiddetli öksürmek.

100 görüntülenme

tazyik etmek

1) zorlamak, baskı yapmak; 2) sıkıştırmak: 'Adamın bileklerini iki avucunun arasına alarak tazyik ediyor.' -E. M. Karakurt.

100 görüntülenme

hoş geldiniz

gelen kişiye söylenen selamlama sözü.

100 görüntülenme

dibine kadar

en ince ve gizli noktasına kadar: 'Hakkında söylenti çıkan, derhâl dibine kadar incelenir, ya mahkûm olur ya temize çıkardı.' -A. Boysan.

100 görüntülenme

ne çıkar

1) ne zararı var? 'Dar bir gün gelmiş, birinden üç beş kuruş almışım, bundan ne çıkar?' -M. Ş. Esendal. 2) bir sonuç vermez; 3) nasıl bir yarar umulur?

100 görüntülenme

ne de olsa

'ne denli eksiği, kusuru olursa olsun, böyle olmakla birlikte' anlamında kullanılan bir söz: Ne de olsa o bizden tecrübelidir.

100 görüntülenme

ölüm sessizliği çökmek

yoğun ve derin bir sessizlik kaplamak: 'Masanın başına oturduğum zaman ortalığa gerçekten ölüm sessizliği çöktü.' -R. N. Güntekin.

100 görüntülenme

canı gelip gitmek

1) ayılıp bayılmak; 2) ümit ve ümitsizlik arasında kalıp heyecanlanmak.

100 görüntülenme

(biri bir şeyle) zihnini bozmak

sürekli olarak aynı şeyi düşünmek.

100 görüntülenme

sakın ha!

'yapma, yapmaktan çekin' anlamında, yapılması istenmeyen bir davranışa engel olmak için söylenen bir söz.

100 görüntülenme

canı gibi sevmek

çok güçlü bir sevgiyle bağlanmak: 'Amcasının sırtını, canı gibi sevdiği sekiz yaşındaki Serdar'ı nasıl okşarsa öyle sıvazlıyor.' -T. Buğra.

100 görüntülenme