En Çok Okunanlar

En popüler atasözleri ve deyimler

En Çok Okunan Deyimler

koltuğa girmek

evlenmek: 'Nihayet sonbaharın yağmurlu, serin bir günü koltuğa giriyorum.' -Ö. Seyfettin.

100 görüntülenme

umuda kapılmak

olacağını düşünmek, hayal etmek.

100 görüntülenme

bahsi kazanmak

ileri sürülen, savunulan görüşün doğru olduğu belli olmak.

100 görüntülenme

etliye sütlüye karışmamak

toplum içindeki çeşitli hareketlerden uzak durmak, hiçbir şeyle ilgilenmemek, tartışmalı konulardan kaçınmak: 'Etliye sütlüye karışmamak ve hiçbir ideal için hiçbir mücadeleye katılmamak onun mizacıdır.' -P. Safa.

100 görüntülenme

izlenim (izlemini) bırakmak (vermek)

etki bırakmak: 'Görevlilerin edalı ve dıbır dıbır yürüyüşleri bir geçit töreni izlenimini verir.' -S. Birsel.

100 görüntülenme

kelle koltukta gezmek

gözünü budaktan esirgememek.

100 görüntülenme

postaya atmak (vermek)

mektup, gazete, paket vb.ni gideceği yere ulaşması için posta kuruluşuna vermek, postalamak: 'Evet. Dilekçeyi de şimdi verdim postaya.' -T. Buğra.

100 görüntülenme

düz duvara tırmanmak

çocuk, çok yaramazlık yapmak.

100 görüntülenme

koltuğuna girmek

koltuğunun altına sığınmak.

100 görüntülenme

haraç mezat satmak

açık artırma ile satmak.

100 görüntülenme

şeytana parmak ısırtmak

çok kötü ve çirkin bir şey yapmak.

100 görüntülenme

dile dolamak

bir şeyi veya konuyu sık sık tekrar etmek.

100 görüntülenme

laf yetiştirmek

birinin söylediklerine olur olmaz karşılık vermek, çene yarıştırmaya kalkmak: 'Evin hanımı sokaktan geçene laf yetiştirmek için vakit yitirmemeli.' -S. İleri.

100 görüntülenme

(birine) yetki vermek

yetkilendirmek.

100 görüntülenme

iler tutar yeri olmamak (kalmamak)

çok dağınık, kötü, bozuk veya berbat bir duruma gelmek: 'Mamafih, artık iler tutar yeri kalmayan paltosunu eskiciye satmak suretiyle bu kararını biraz daha uzattı.' -H. Taner.

100 görüntülenme

lafa boğmak

bir konu üzerinde konuşulurken ilgisiz, gereksiz ve anlamsız bir biçimde söz edip asıl konuyu değiştirmek, unutturmak, karıştırmak.

100 görüntülenme

şeytanın işi yok

'ne hikmetse, aksilik bu ya' anlamında kullanılan bir söz.

100 görüntülenme

umutsuzluğa düşmek (kapılmak)

umudu kalmamak, güveni sarsılmak, olumsuzluğa sürüklenmek: 'Yoksa gönlümüzü kırmaktan, bizi umutsuzluğa düşürmekten bir şey kazanılmaz.' -S. F. Abasıyanık.

100 görüntülenme

kefekiye dönmek

delik deşik olmak.

100 görüntülenme

serinlik vermek

1) serin duruma getirmek; 2) mec. acısını, sıkıntısını azaltmak, avundurmak; 3) mec. rahatlatmak, huzura kavuşturmak: 'Evimin cehennemi içinde bana biraz serinlik verebilecek, bir bu fikirler vardı.' -P. Safa.

100 görüntülenme

edep yahu

kötü davranışlarda bulunanlara 'utan, edebini takın' anlamında kullanılan bir söz.

100 görüntülenme

kabak gibi

tüysüz, çıplak, her tarafı açık.

100 görüntülenme

harem selamlık olmak

bir yerde kadın erkek ayrı oturmak.

100 görüntülenme

çorap kaçmak

çorabın bir teli kopup örgüsü uzunlamasına açılmak.

100 görüntülenme

kabakulak olmak

kabakulak hastalığına yakalanmak: Ahmet kabakulak oldu, üç hafta evden dışarıya çıkamadı.

100 görüntülenme

önünü ardını düşünmemek

sonucun ne olacağını hesaplamamak, ilerisini gerisini düşünmemek.

100 görüntülenme

aşağı çekmek

değerini düşürmek.

100 görüntülenme

aşağı düşmek

düzeyi, miktarı, niteliği azalmak: 'Bunlar arasında birkaç gazete ve dergi alanları hesaba katacak olursanız gazete ve dergi okuyucularının nispeti daha da aşağı düşer.' -N. F. Kısakürek.

100 görüntülenme

bal alacak çiçeği bilmek (bulmak)

çıkar sağlanabilecek yeri veya şeyi bilmek, bulmak.

100 görüntülenme

çorba gibi

1) pek sulu (yemek); 2) karmakarışık.

100 görüntülenme