En Çok Okunanlar

En popüler atasözleri ve deyimler

En Çok Okunan Deyimler

ne çıkar

1) ne zararı var? 'Dar bir gün gelmiş, birinden üç beş kuruş almışım, bundan ne çıkar?' -M. Ş. Esendal. 2) bir sonuç vermez; 3) nasıl bir yarar umulur?

100 görüntülenme

ölüm sessizliği çökmek

yoğun ve derin bir sessizlik kaplamak: 'Masanın başına oturduğum zaman ortalığa gerçekten ölüm sessizliği çöktü.' -R. N. Güntekin.

100 görüntülenme

canı gelip gitmek

1) ayılıp bayılmak; 2) ümit ve ümitsizlik arasında kalıp heyecanlanmak.

100 görüntülenme

(biri bir şeyle) zihnini bozmak

sürekli olarak aynı şeyi düşünmek.

100 görüntülenme

sakın ha!

'yapma, yapmaktan çekin' anlamında, yapılması istenmeyen bir davranışa engel olmak için söylenen bir söz.

100 görüntülenme

canı gibi sevmek

çok güçlü bir sevgiyle bağlanmak: 'Amcasının sırtını, canı gibi sevdiği sekiz yaşındaki Serdar'ı nasıl okşarsa öyle sıvazlıyor.' -T. Buğra.

100 görüntülenme

kefeki tutmak

küflenmek.

100 görüntülenme

kokusunu (koku) almak (duymak)

1) bir nesnenin kokusunu algılamak: 'Yaz yağmuru yağdığı vakit burada toprağın güzel kokusunu duymak mümkündür.' -M. Ş. Esendal. 2) mec. gizli tutulan bir şeyi sezmek: 'Yılların gazetecisisin oğlum, iyi haberin kokusunu kilometrelerce uzaktan alırsın.' -A. Ümit.

100 görüntülenme

diken üstünde oturmak (olmak)

bir yerde tedirginlik duymak: 'O bir yıl içinde diken üstünde otururum o evde; düş kuramam, şiir yazamam.' -M. C. Anday. 'Konuşmaya başladık. Yine kavga ederiz diye diken üstündeyim.' -R. Erduran.

100 görüntülenme

han kapısından teğelti atmak

defetmek, kovmak: 'Bir adamı hiç sormadan, etmeden böyle han kapısından teğelti atar gibi kolundan tutup fırlatınca içinde bir üzüntü kalır.' -M. Ş. Esendal.

100 görüntülenme

kan çekmek

1) yüz ve huy, anne veya baba tarafının yüzüne ve huyuna benzemek; 2) akrabalar birbirlerine yakınlık duymak.

100 görüntülenme

(biri) fitili almak

birdenbire telaşlanmak, kaygılanmak, öfkelenmek.

100 görüntülenme

dikiş tutturamamak

bir işte veya bir yerde herhangi bir sebeple uzun süre kalmamak.

100 görüntülenme

rehin vermek

tutuya bırakmak: 'Hacı'dan gereken şunu bunu alarak toprağın şu parçasını, o parçasını rehin verdik' -Halikarnas Balıkçısı.

100 görüntülenme

kelek yapmak

argo oyunbozanlık etmek.

100 görüntülenme

perhize çekmek

perhizi titizlikle uygulamak: 'Öteki doktor bizi perhize çekerken öldürmüş de haberimiz olmamış.' -M. İzgü.

100 görüntülenme

(birinin) ateşine yanmak

bir kimse yüzünden zarara uğramak.

100 görüntülenme

merakını mucip olmak

merakına dokunmak.

100 görüntülenme

ölüm döşeğinde olmak

son anlarını yaşamak: 'Avrupa medeniyeti de ölüm döşeğindedir ama bu ölüme bir türlü katlanamaz yazarın gönlü.' -C. Meriç.

100 görüntülenme

hık tutmak

hıçkırık tutmak.

100 görüntülenme

politika gütmek

politika izlemek.

100 görüntülenme

tefe koyup çalmak

tefe koymak.

100 görüntülenme

ikiz doğurmak

1) ikiz bebek dünyaya getirmek; 2) mec. herhangi bir işte çok sıkıntı çekmek.

100 görüntülenme

etinden et koparmak (kesmek)

çok acı vermek.

100 görüntülenme

keli körü toplamak

işe yaramaz kimseleri toplamak.

100 görüntülenme

yeteri kadar

yetecek ölçüde.

100 görüntülenme

hırgür çıkarmak

kavga etmek, kavga çıkarmak.

100 görüntülenme

birinci elden kaynağa gitmek

bilimsel çalışmalarda kaynakların aslına, özgününe dayanmak.

100 görüntülenme

koltuğa girmek

evlenmek: 'Nihayet sonbaharın yağmurlu, serin bir günü koltuğa giriyorum.' -Ö. Seyfettin.

100 görüntülenme

umuda kapılmak

olacağını düşünmek, hayal etmek.

100 görüntülenme