En Çok Okunanlar

En popüler atasözleri ve deyimler

En Çok Okunan Deyimler

beynine vurmak

içki etkisiyle ne yaptığını bilemez duruma gelmek.

100 görüntülenme

ezbere anlatmak

okunan bir şeyi olduğu gibi, bozmadan anlatmak.

100 görüntülenme

temiz bir dayak atmak

adamakıllı dövmek.

100 görüntülenme

(birinin) ismini vermek

adını vermek.

100 görüntülenme

uçup gitmek

kaybolmak, yok olmak: 'Sağıma baktım. İhtiyar yoktu. Güneşin ilk ziyalarıyla beraber kaybolan hayalet gibi sanki silinmiş, uçmuş gitmişti.' -Ö. Seyfettin.

100 görüntülenme

zehir saçmak

çevreye kötü propaganda yapmak veya insanları olumsuz davranışlara yönlendirmek, tahrik etmek, ortalığı karıştırmak: 'Bunlar, etraflarına mütemadiyen zehir saçmakta ve kendi kuruntularını ancak birtakım garip snopluklarla avutmaya çalışmaktadırlar.' -Y. K. Karaosmanoğlu.

100 görüntülenme

nihayet vermek

1) ilişkiyi kesmek, bir işi, alışkanlığı yapmaktan vazgeçmek: 'Tekaüt olduktan sonra doktorlara inat, oburluğa, nargileye bir nihayet vermemişti.' -Ö. Seyfettin. 2) bitirmek, tamamlamak, sonuçlandırmak: 'Bu komediye nihayet vermek, buraya bir daha gelmemek üzere çıkıp gitmek isterdim.' -H. E. Adıvar.

100 görüntülenme

kurdele kesmek

1) tesis veya kuruluşun açılış töreninde gerilen şeridi iyi dileklerle kesmek; 2) herhangi bir amaçla bağlanmış olan şeridi kesip ayırmak: Nişan töreninde kırmızı kurdele kestik.

100 görüntülenme

kapı aramak

ev ziyareti yapmak istemek.

100 görüntülenme

lakırtı çıkarmak

laf çıkarmak: 'Sonra tahsisat yoktur, gelecek sene bütçesine para konulacak diye lakırtı çıkardılar.' -M. Ş. Esendal.

100 görüntülenme

temize çıkmak

huk. aklanmak: 'Gazete kendi evin, temize çıktığın gün gelmezsen küserim bak.' -A. İlhan.

100 görüntülenme

kurşun dökmek

halk inanışına göre erimiş kurşunu, hastanın üstünde, içinde su bulunan bir kaba dökerek ortaya çıkan şekillerin yorumuyla nazar, büyü, hastalık vb. şeyleri önlemek, iyileştirmek.

100 görüntülenme

sözünün eri

verdiği sözü ne olursa olsun yerine getiren kimse.

100 görüntülenme

stop etmek

araba, durmak.

100 görüntülenme

imkân vermek

olanak sağlamak: 'Nasıl boş bulunup o gazeteci kızın resmini çekmesine imkân verdi?' -A. İlhan.

100 görüntülenme

pabuç pahalı

1) birinin uğraşmaya kalktığı kimsenin, kendinden güçlü çıkması durumunda söylenen bir söz: Baktı pabuç pahalı, işi şakaya vurdu. 2) herhangi bir durum veya girişilen işin sonunda zararlı çıkma ihtimali bulunduğunu belirten bir söz.

100 görüntülenme

gürültüye gitmek

telaş ve karışıklığa rastlayarak değeri anlaşılmayıp unutulmak.

100 görüntülenme

bıçak bıçağa gelmek

bıçakla birbirine saldıracak kadar zorlu kavga etmek.

100 görüntülenme

nikâh koymak

nikâhlamak: 'Sana derim, güzel eltim, sen bu kızına tez vakitte nikâh koy!' -T. Buğra.

100 görüntülenme

uzak kalmak

uzakta bulunmak: 'Ancak seven yürek bu, yavukludan uzak kalmaya dayanır mı?' -N. Hikmet.

100 görüntülenme

bıçak çekmek

üzerindeki bıçağı birden eline alarak birine saplamaya hazırlanmak: 'Köy delikanlılarının bıçak çekmeye elleri bile değmedi.' -M. Ş. Esendal.

100 görüntülenme

paçalarından akmak

pislik ve kir çok olmak.

100 görüntülenme

zemzem kuyusuna işemek

ünlü olsun, adı anılsın diye herkesi iğrendirip kızdıran kötü bir iş yapmak.

100 görüntülenme

güvenmelik vermek

bir kimseye pazarlığında anlaşılmış bir paranın küçük bir bölümünü önceden vermek, kapora vermek.

100 görüntülenme

tencerede pişirip kapağında yemek

geçinme konusunda var olanla yetinmek.

100 görüntülenme

cerre çıkmak

medreselerde okuyan softalar para ve erzak toplamak için belli aylarda köylere dağılıp imamlık veya müezzinlik yapmak: 'Padişahlardan birinin torunu çıkageldi, yarı ümmi bir adamla cerre çıkmıştı.' -R. H. Karay.

99 görüntülenme

kâr bırakmak

kazanç getirmek.

99 görüntülenme

köstek vurmak

1) hayvanın ayağına köstek bağlamak; 2) mec. kösteklemek; 3) sp. güreşte hasmın bir veya iki ayağını sımsıkı yakalamak.

99 görüntülenme

ceza yemek

cezalandırılmak.

99 görüntülenme

nükte yapmak

nükteli söz söylemek.

99 görüntülenme