En Çok Okunanlar

En popüler atasözleri ve deyimler

En Çok Okunan Deyimler

silkip atmak

her türlü ilgisini kesmek: '... çocuğun olmazsa bir gün bu herif seni silkip atar.' -M. Ş. Esendal.

99 görüntülenme

gözleri berraklaşmak

bakışları daha canlı ve parlak olmak: 'Çocukluğuna ait bazı hatıralarını söylerken, gözleri berraklaşıyordu.' -R. N. Güntekin.

99 görüntülenme

gibisine gelmek

imiş gibi gelmek, sanmak: Öyle gibime geliyor ki bu işin içinden kolay çıkamayacağız.

99 görüntülenme

işten güçten kalmak

herhangi bir sebeple çalışmamak, çalışamamak: 'Oraya kadar sürüklenmek, hanlarda birçok para harcamak, günlerce işten güçten kalmak köylülerin gözünü yıldırır.' -H. E. Adıvar.

99 görüntülenme

pıtrak gibi

1) üzerinde çok sayıda meyve bulunan (ağaç ve dal); 2) çok sayıda, tanecikli: 'Seher, ela gözlerinden pıtrak gibi yaşlar dökerek ayrılık sahnesini düşündü.' -R. H. Karay.

99 görüntülenme

çın tutmak

doğru olduğunu söylemek, doğrulamak.

99 görüntülenme

oyuna çıkmak

oyun için sahneye çıkmak: 'Ben ilk defa oyuna çıkıyorum, beyefendi de gelmiş burada allık pudra sürüştürüyor.' -T. Buğra.

99 görüntülenme

sah çekmek

bir yazının doğru olduğunu bu işaretle belirtmek.

99 görüntülenme

kireç söndürmek

kireci kullanmadan önce üzerine bolca su dökerek kalsiyum hidroksit durumuna getirmek.

99 görüntülenme

kötüye çekmek

yanlış, beğenilmeyen bir anlam vermek: 'Ne oldu ki Ömer ağa, dedi. Lafımı yanlış anladın, kötüye çektin?' -S. F. Abasıyanık.

99 görüntülenme

kriz geçirmek

1) bir organda birdenbire fizyolojik değişiklik olmak. 2) mec. bunalım içinde bulunmak.

99 görüntülenme

oyun vermek

oyunda kaybetmek.

99 görüntülenme

esmayı üstüne sıçratmak

davranışlarıyla belayı üstüne çekmek.

99 görüntülenme

pikoya vermek

piko yapılması için bazı örtü, çarşaf, çamaşır vb.ni pikocuya götürmek.

99 görüntülenme

kulunç girmek

bir organda veya vücut bölgesinde birdenbire veya şiddetli sancı oluşmak, tutulmak: 'Ayağıma fena kulunç girdi diye topallayarak onları takip etti.' -B. Felek.

99 görüntülenme

kirişi kırmak

argo bulunduğu yerden ayrılmak, kaçıp gitmek: 'Ama şimdi derhâl giyineceksiniz ve kirişi kıracaksınız.' -S. F. Abasıyanık.

99 görüntülenme

bayram koçu gibi

gösterişli görünmek amacıyla aşırı biçimde süslenmiş olan.

99 görüntülenme

fiskos etmek

başkalarının bulunduğu yerde birkaç kişi gizlice, alçak sesle konuşmak: 'Düşüncelerimizi açık seçik ortaya koymak yerine fiskos etmeyi yeğleriz.' -T. Uyar.

99 görüntülenme

aleyhinde (aleyhine) söylemek (bulunmak)

çekiştirmek, yermek.

99 görüntülenme

babasının hayrına

hiçbir çıkar gözetmeksizin: Herkes babasının hayrına çalışmıyor ya!

99 görüntülenme

kazık dikmek

devamlı kalmak, ebediyen yaşamak: 'Dünyaya kim kazık dikecek?' -Ö. Seyfettin.

99 görüntülenme

tavşana kaç, tazıya tut demek

iki tarafı, karşıt olan davalarında kışkırtmak, ikili oynamak.

99 görüntülenme

iki elim yanıma gelecek

doğru söylendiği kanıtlanmak istendiğinde 'öleyim ki doğru söylüyorum' anlamında kullanılan bir söz.

99 görüntülenme

iki gözü iki çeşme ağlamak

sürekli veya çok ağlamak: 'Sen gittin de aylarca yas tuttu, iki gözü iki çeşme ağladı.' -Y. Kemal.

99 görüntülenme

tavuk gibi

erken yatıp uyuyan.

99 görüntülenme

bacakları kopmak

çok yorulmak.

99 görüntülenme

yerinde olmak

1) uygun olmak; 2) tamam olmak, iyi durumda bulunmak.

99 görüntülenme

bel kırmak

kırıtmak, salınmak.

99 görüntülenme

itimat telkin etmek

güven vermek.

99 görüntülenme

badem gibi

taze ve gevrek (salatalık).

99 görüntülenme